Dosya, Ekonomi, Yeni Çağ

Bu gelen dijital paranın ayak sesleri

(Dijital para, kripto para ve Libra)

Dijital paraya temkinli yaklaşanlar birden “haydi yapalım” derse ne olur? İşte bu yıl bu yaşanıyor. Hem de yeni bir para tasarımı ile “Old Lady” ses verdi.

Merkez bankacılığının “Kâbe’si” sayılan toplantılar, bu işin önde gelen merkez bankacılarını, akademisyenlerini, uzmanlarını her yıl ağustos ayında ABD’nin meşhur “yaylası” Wyoming’deki Jackson Hole’da bir araya getiriyor. Kansas Fed’in ev sahipliğindeki toplantıların da her yıl bir ana başlığı var. Bu yıl ki de “Para Politikasının Zorlukları” (Challenges for Monetary Policy) idi.

Doğrusu, önde gelen gelişmiş ülkelerin başında ya popülist şarlatan liderler var ya da yükselen ırkçı ve popülist partilerin yükselişi karşısında “öyle davranma” baskısı altında kalan sağ muhafazakâr liderler. Bu durum da para politikasını yürütenlerin işlerini epey zorlaştırıyor.

İşte ABD’de olan da bu; Trump ticaret savaşı açarken, reel ekonomide resesyon yokken verim eğrisi negatif oldu diye Fed faiz indirimine zorlandı. Fed hala da ne yapacağını bilemiyor. Baskın rezerv para olan doları basan banka da piyasa rüzgarına kapılıp kafası karışınca tüm dünya “sarhoş” oldu.

Merkez bankacılar önünü göremediği için bu toplantılarda en somut çıkışı Britanya Merkez Bankası (BOE) Mark Carney yaptı.

Carney açık biçimde, radikal bir öneride; bir “uluslararası para birimi” yaratılması önerisinde bulundu. Dolar gibi baskın bir para biriminin getirdiği dengesizlikleri gidermek için egemen devletlerce, “ortak sentetik dijital para birimi” yaratılmasını önerdi.

Carney, özetle şöyle bir arka plandan hareket ederek bu öneriyi getiriyor; bugünkü dünyada tek bir para birimi baskın rezerv para. O da ABD doları. Küresel ticarette faturaların yarısı dolarla ifade ediliyor. Küresel milli gelirin yüzde 70’ini oluşturan ülkeler, para çapası olarak doları kullanıyor. Gelişen ülkelerin yaptığı borçlanmaların 3’te 2’si dolar cinsinden. Ülke rezervlerinin de. Küresel tahvil ihraçlarının da. Oysa ABD, dünya ticaretinin sadece yüzde 10’unu, küresel üretimin de yüzde 15’ini yapıyor.

Kaynak: Mark Carney, Jackson Hole Toplantısı Konuşması, 2019

Çin’in yükselişi sürse de Yuan’ın rezerv para rolünü üstlenerek ikinci bir alternatif olması zaman alacak. En iyi ve öncelenmesi gereken çözüm “çok kutuplu sistemi” kurmak. Çoklu rezerv para sistemi, güvenli varlık arzını artıracak, küresel denge faizleri aşağı bastıran baskıları azaltacaktır. Çoklu rezerv para sisteminin yararı, gelişmişlerden gelişenlere yansıyan olumsuz etkilerini azaltacaktır. Böylelikle, kırılganlıklar azalacak, sermaye akımlarının sürdürülebilirliği artacaktır. Carney böyle bir açı koyuyor.

Böyle bir “çoklu rezerv para sisteminin” oluşması uzak gibi görünse de teknolojinin, sanal koşullarda bunu oluşturmaya zemin oluşturduğuna işaret ediyor.

Carney, tarihsel olarak rezerv paranın yükselişinin onun değişim aracı olarak kullanışlılığından dayanak aldığını söylüyor. Rezerv paranın değişim aracı olarak yükselişini ise uluslararası ödemelerde artan rahatlık ve azalan maliyetlere bağlıyor.

Madem ki perakende işlemler fizikselden çok ‘online’a kayıyor, nakit de elektronik ödemelere; giderek maliyetli işlemlerin yeni teknolojik uygulamalar sayesinde ucuz hale gelmesi bir alan açıyor.

Buradan Carney lafı Facebook’un yeni dijital para tasarımı olan Libra’ya getiriyor. Libra’nın dolar, Sterlin, Euro cinsi rezerv varlıklara dayalı yeni uluslararası sabit dijital ödeme alt yapısını örnek göstererek, bunun mesajlaşma platformlarında kullanıcılar arasında ve perakendeciler arasında el değiştireceğine işaret ediyor.

Tasarımına bağlı olarak, parasal ve finansal istikrara çok belirgin etkilerinin olabileceğine dair kaygısını da not düşüyor. Düzenleyici kurumların, bu tür kaygılara ilişkin önceden adım atmalarının gerekebileceğini de.

Sonuçta, Carney; kamusal sektör tarafından (egemen devletlerin para otoritelerince) yeni bir “Sentetik Hegemonik Para” yaratılmasının tartışılmasının yararlı olacağını açıklıyor. Yani ülkelerde para basma yetkisi olan otoritelerin çıkaracağı dijital para. “Dijital merkez bankası parası” basanların ağı tarafından çıkarılacak bir para.

Sentetik Hegemonik Para’nın, küresel ticarette ABD dolarının baskın etkisini kıracağını, bu sentetik dijital paranın payının artması halinde ABD’den kaynaklanacak şokların kurlar aracılığı ile diğer ülkelere yansımasının azalacağını öne sürüyor Carney.

Böylelikle küresel ticaretin, bir para birimi yerine, sentetik dijital parayı oluşturan sepet içinde yer alan ülkelerin koşullarındaki değişikliğe duyarlı olacağını savunuyor.

Eğer devletlerin katılımı ile böyle sepet dağılımlı bir “sentetik dijital para” olursa kredi piyasalarında doların etkisini ortadan kaldırır, böylece doların küresel finansal çevrimler üzerine etkisini azaltır. Hem de gelişen ülkelere sermaye akımlarının oynaklığını azaltır.

Böylece, sepet içindeki paralar rezerv varlık halini alır. Gelişen ülkeler de dolara bağlı rezerv tutmaktan kurtulur. Bunun da denge faiz oranları üzerindeki aşağı yönlü baskıyı azaltacağı açık. Küresel likidite tuzağını da.

Carney’in önerisi, Brexit eşiğindeki Britanya için çok akıllıca öneri; böylece sterlinin bugünkü bulunduğu yerden “uluslararası dijital para” sayesinde görece daha fazla pay alacağı çok açık.

Bu öneri yankı bulsa da “ortak egemen dijital merkez bankası parası sepeti” halindeki “sentetik bir para” yaratılması belki de hiç olmayacak. Ancak şurası açık; “dijital merkez bankası parası” için birçok ülkenin, yaptıkları takvimler olasılıkla öne çekilecek.

Dijital para nedir?

Önce isterseniz dijital paranın ne olmadığına değinelim.

Birkaç yıl önce dünyayı saran bir ilgi odağı vardı. Finansla ilgili olsun olmasın, herkesin dilinde sıfırdan 20 bin dolara yaklaşan bir kripto para Bitcoin vardı. Herkesin ilgisini çeken şuydu; 300-500 dolar gibi fiyatlanan bir dijital varlık, 20 bin dolara yaklaşmıştı. Şehir efsaneleri türeme talep ve ilgi yaratıyordu; “sıfırdan yatırım yapan genç şimdi Porche ile dolaşıyor” türünden hikayeler “köşe dönme” dünyasının besinidir çünkü.

Arzı sınırlı olan varlığın fiyatının taleple patlayacağı çok açıktı. “Bu teknoloji para eder, daha da edecek” kafasında olan ama finansal okur yazarlığı olmayanlar, “future” pazarının açılmasıyla “düz oturdular”. Zirveden sonra uzunca süre 10 bin dolar altında kalan Bitcoin yeniden 10 bin dolara çıktı.

Bitcoin ve arkasındaki blockchain teknolojisi o kadar da konuşulmadı.

Asıl hikâye, giderek dijital kapsayıcılık içinde her şeyi kollektif hale gelen bireye, özel bir koruma alanı yaratılmasıydı.

Blockchain teknolojisi, geleceğin özel alanı için biçilmiş bir kaftandı. Parası neden bu korumalı alan içinde olmasındı ki? Bitcoin bunu sağlıyordu; şifre kimde ise para onda idi. Transfer bile iki kişi arasında sır kalıyordu. Aracı, transfer merkezi gibi üçüncü bir durak yoktu. Elektronik cüzdanlar vardı.

Sadece Bitcoin değil, Ethereum, Ripple gibi diğer kripto paralar da ilgi gördü.

Bu konuda geçmişte iki yazı yazdım; biri 2013’te Bitcoin parlamaya başladığında, diğeri ise 2017 sonunda bu bir “lale çılgınlığına” dönüştüğünde. Hala “Bitcoin nedir” bilmeyenler için özetleyici olabilir:

‘Sanal mangır’ Bitcoin bir hayalin kapısını açtı

Bu çağın lalesi Bitcoin mi?

Asıl hikâye, parayı basan kurumların kripto paralar konusunda çalışma grupları kurması idi.

Neredeyse çoğu merkez bankası açık ya da örtülü biçimde bu konuda çalışma yürütmeye başladılar. Daha doğrusu, çalışmalarını hızlandırdılar.

İşte bu eşikte, önde gelen bir merkez bankasının başkanının “gelin ortak bir sentetik dijital para birimi yaratalım” çıkışı önemli bir dönüm noktasıdır.

Kripto para, bu paranın yaratılmasında, el değiştirmesinde çeşitli algoritmalar olan ve genelde de arzı sınırlı olan şifreli paralar demek.

Dijital para ise bundan farklı; arkasında bir merkez bankası parası ya da bir varlık bulunan elektronik ortamda tutulan para demek. Bu açıdan kripto paralardan ayrılıyor.

Kripto paranın kendisi bir varlık. Dijital para ise bildiğimiz kâğıt paranın dijital formu ya da arkasında bir varlık, değer olan para.

Dijital para denince akla gelen “dijital merkez bankası parası” akla geliyor. Facebook’un çıkarmak istediği “Libra” da arkasında varlık bulunan, blockchain teknolojisi bazlı bir dijital para olarak tasarlanıyor.

Libra’ya sonra döneceğiz.

Peki neden dünya kripto para ya da dijital para konuşmaya başladı?

Sorun şurada, herkes kendinden görebilir; en başta hayatımızın tüm alanına giren dijitalleşme, mobil cihazlar, bu cihazlardaki uygulamalar giderek daha fazla finansla varlık ve ürün kullanmamızı getirdi. Bu daha da artacak. Çünkü hem erişim olanakları, erişim hızları artıyor, hem de yapa zekâ uygulamaları nedeniyle günlük yaşamımızda daha fazla kullanıyoruz. Bir de bunlar yükselirken, siber güvenlik kaygıları ve risklerin yükseldiği, güvenli bir dijital-kripto para ihtiyacının arttığı da bir veri.

Giderek teknoloji elimizde ve cebimizde; finansal alanda da ödeme, tasarruf, borçlanma, transfer, risk yönetim, danışmanlık gibi temel finansal işlemler yayılıyor.

Şimdi dünyanın gündeminde, bir tarafta kripto paralar, diğer tarafta da “dijital merkez bankası parası” var.

Dünyadaki devlet ve merkez bankası yetkilileri, uluslararası kurumlar kripto paralara mesafeli duruyorlar; çünkü hem bu paraların bir para değil, finansal varlık olduğunu, en önemlisi de üçüncü ya da aracı olmadan “uçtan uca” transfer nedeniyle, para aklama ve terör finansmanı kaygıları nedeniyle rezervasyonları var.

Bu yüzden, resmi bakış açısı daha çok “dijital merkez bankası parası” ya da “uluslarararası sentetik dijital paraya” daha sıcaklar.

Dijital para aslında merkez bankalarının ihraç ettiği ve günlük hayatta kullandığımız paraların dijital formu. Nakit değil.

Banka hesabımızdan EFT yaptığımızda, bir bankanın merkez bankasındaki hesabındaki parasını kendi lehimize bir başka bankaya geçiriyoruz. Sonuçta A bankasından B bankasına gidiyorsa da merkez bankasındaki lehdar bankanın hesabı değişiyor. Birey olarak bizim adımız geçmiyor. Dijital para ise merkez bankasınca yaratılmış bir parasal büyüklükte birey olarak doğrudan o paraya herhangi bir aracı olmadan hükmediyor olmamız demek. Bireyden bireye, bireyden şirkete transfer edilebiliyor, aracı banka olmadan.

Bitcoin kripto bir sanal jeton (token) ise dijital para da merkez bankalarınca çıkarılan “sanal jeton” demek. Farkı ikincisinin bir yükümlüsü var.

Dijital merkez bankası parası, jeton bazlı ya da hesaben olabiliyor. Transferleri de aşağıdaki IMF grafiğinde olduğu gibi çizilmiş (3):

Çok açık ki; hesaben yapılanda bugünkü gibi “bakiye yeterliği” kontrol ediliyorken, jeton bazlı dijital merkez bankası parasında jetonun kendisi bir birimi temsil ettiği için buna gerek yoktur. Elektronik bir cüzdandan, diğerine transfer yeterlidir.

Yine asıl “özel alan” meselesine dönüyoruz; dijital paranın transferi nasıl yapılacaktır?

Merkezi mi (centralized), yoksa dağıtık (decentralized) bir sistemde mi?

Dağıtık sistemde transfer “Dağıtık Kayıt Teknolojisi”  (distributed ledger technology-DLT) ile yani “blockchain” sistemi ile olacaktır. Bunun da kapalı bir sistemde merkez bankalarınca yönetilmesi söz konusu.

IMF gibi kurumlar tarafından merkezi sistemin ise daha etkin olacağı değerlendiriliyor. Çünkü sanal jetonların seri numaralarının geçerliğinin kontrol edilmesi, ardından çifte kullanımın önüne geçmek için yeni cüzdana geçmeden önce yeni bir numara verilmesi gibi işlemler, bunu gerekli kılabilir.

IMF çalışmasında, paranın tarihsel gelişimine atıfta bulunarak; “paranın tarihi gösteriyor ki paranın temel işlevleri değişmeyecek, kullanıcı ihtiyaçlarına göre biçimi farklılaşacak”. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte “dijital merkez bankası parasının” yükselişi kaçınılmaz görünüyor. Bunun için de bu dijital paraları çıkarak merkez bankalarının yanıt bulmaları gereken bir dizi soru var. Bunların başında da “sınır aşan dijital merkez bankası paralarının” kapsamı, yerleşik ve yerleşik olmayanların erişebilirliği, para ikamesi, güvenli liman gibi başlıklar geliyor.

Bugün kullandığımız basılmış itibari para, banka hesabı ile dijital merkez bankası parasının tasarım özelliklerinin işlevsel karşılaştırması yapılmış. Dijital merkez bankası parasının “sanal jeton” hali ile “hesaben” olanı da farklı nitelikleri var. Ama genel amaçlı bakıldığında “sanal jeton” biçimi (token) daha işlevsel.

Dijital para neden her şeyin de önüne geçecek?

Bunun çok açık bir nedeni var; mavi küremizde yaklaşık 5.5 milyar yetişkin insan yaşıyor. Ortak yönleri de büyük çoğunluğunun cebinde bir cep telefonu var. Daha fazlası, bu 5.5 milyar yetişkinin yüzde 31’inin yani her 3 yetişkinden birinin (1.7 milyarının) hiçbir banka hesabı yok. Ama bu 1.7 milyar insanın 3’te 2’sinin cep telefonu var.

Bu neden önemli, anlatayım.

Küresel çapta bir finansal kapsayıcılık için, yoksulluğu aşmak için çok önemli.

Banka hesabı ve cep telefonu ikilisi; finansal uygulamalara, banka (ödeme) kartları, mobil para gibi dijital hizmetlere erişim sağlıyor. Dünya Bankası’nın raporuna göre (6) mobil para uygulamalarına özellikle kadınların erişimi, çok büyük faydalar sağlamış.  Tek başına aile reisi olan kadınlar, bu sayede hanenin gelirini artırmışlar. Kenya’daki bir çalışma, 185 bin kadın tarımdan çıkarak iş geliştirmeye ve perakende faaliyetlere geçmiş. Kadın aile reisi olan hanelerde aşırı yoksulluk seviyesi yüzde 22 azalmış.

Sadece 2014-2017 arası dönemde 515 milyon yetişkin bir finansal kurumda ya da mobil para hizmeti uygulamasında hesap açmış. Bu da oranı yüzde 62’den yüzde 69’a çekmiş. Merak edenler için, Türkiye’de de yüzde 69 oranında.

Yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 94 iken, gelişen ülkelerde yüzde 63 olmuş.

Banka hesabı olmayan 1.7 milyar kişinin yüzde 56’sı kadınlar.

Yoksulların finansal erişiminin olması, kamu yardımlarının doğrudan aktarılması açısından da çok önemi var.

Yüksek gelirli ekonomilerde yetişkinlerin yüzde 43’ü devletten; ücret, emeklilik maaşı, sosyal yardım, işsizlik ödemesi, eğitim ya da sağlık transferleri gibi ödemeler alıyor. Bunun oranı gelişen ekonomilerde yetişkinlerin yarısı kadar.

Muhtemelen Facebook gibi dijital para çıkarma düşüncesine hızlı giriş yapanların aklındaki de bu; 2.4 milyar kişinin Facebook hesabı var, tamamının da muhtemelen cep telefonu var. Banka hesabı ile birleştiğinde, yoksul veya zengin çok büyük bir finansal kapsayıcılık, erişim sağlanıyor.

Dünya Bankası verilerine göre; küresel olarak yetişkinlerin yüzde 52’si (banka hesabı sahiplerinin yüzde 76’sı) bir yıl içinde en az 1 dijital ödeme aldıklarını beyan etmiş. Bu oran, yüksek gelirli ülkelerde yüzde 91, gelişen ülkelerde yüzde 44 olmuş.

Sadece 2014’den 2017’ye 6 yılda küresel oran yüzde 41’ten yüzde 52’lik orana çıkmış. Gelişen ülkelerdeki artış görece daha hızlı olmuş; yüzde 32’den yüzde 44’e. Bunun üssel olarak artacağını kestirmek zor değil.

 Asıl can alıcı yeri burası; yüksek gelirli ülkelerde yetişkinlerin yüzde 51’i (banka hesabı olanların yüzde 55’i) son 1 yılda en az bir adet finansal işlemi cep telefonu ya da internet üzerinden gerçekleştirmiş.

Gelişen ülkelerde yetişkinlerin yüzde 19’u (banka hesabı olanların yüzde 30’u) son 1 yılda en az bir adet doğrudan ödemeyi cep telefonu ya da internet üzerinden gerçekleştirmiş.

Gümbür gümbür gelen bir finansal dijitalleşme var; her ne kadar nakit seven bir toplum olursanız olun, kuşaklarla dijital para kullanımının 5-10 yıl aralığında bir vadede patlayacağı çok açık.

Bugün hikayesi dijital paradır. İşte bu yüzden Carney gibi merkez bankacılar, bunu bugünden fırsata çevirmek için manevra alanı yaratıyorlar.

Yarın ülkelerin egemen dijital merkez bankası paraları, ertesi gün uluslararası ortak dijital bir para sistemi çok uzak değil.

Libra

Facebook 15 Temmuz 2019 günü “küresel dijital para” olarak Libra’yı ilan etti. 2020’de süreçleri başlayacak.

Blockchain tabanlı bir dijital para olacak Libra. Dayandığı varlık ise içindeki rezerv varlıklar olacak. Libra yaratıldıktan sonra, kullanıcılar satın alacakları Libra’nın karşılığı kadar kendi para cinslerinden ödeme yapacaklar. Libra yaratmanın tek yolu bu. Örneğin Avrupa’da yaşayan biri 1 Libra eşiti karşılığında Euro ödeyecek. İtibari paralar (“Fiat Money”, merkez bankalarının bastığı para) ödendikçe, Libra miktarı da büyüyecek. Yatırılan paralardan bir getiri elde edilemeyecek. Libra işletmecileri faiz ödemeyecekler.

Libra satın alanlardan toplanan ve merkez bankalarını ihraç ettiği ve bugün bizlerin kullandığı “itibari paralar”, düşük riskli varlıklara yatırılacak; mevduat, kısa vadeli devlet tahvilleri gibi.

Geleceği konuşurken, bazı şeylerde geride kalmanın bizlerde bırakacağı izler olacak; çünkü Libra, içinde bulunan rezerv paralar, “istikrarlı ve itibarlı merkez bankalarının bastığı para cinsleri” olarak tanımlanıyor. Bugünkü hali ile TL’nin Libra sepeti içinde yer alması olanaksız.

Aynı şekilde, yatırımların tutulacağı saklamacı kuruluşlar da, hem coğrafi olarak dağıtılmış olacak, hem de yatırım sınıfı kredi derecesine sahip olacaklar.

Libra, üç ana temele dayanıyor; birincisi güvenli, ölçekli ve güvenilir bir blokchain tabanı, ikincisi varlıklardan oluşan bir rezerve dayanıyor, değerini de bundan alıyor, üçüncüsü de İsviçre’de kurulacak bağımsız bir kuruluşça yönetişimi yapılacak. Bu kuruluşu (Libra Association) oluşturacak kesimlerin farklı coğrafyalardan, farklı ticari, akademik ve kar gütmeyen ya da çok taraflı kuruluşlar da olacak. Bugünden Visa ve Mastercard gibi kredi kartları kuruluşları, Pay Pal gibi dijital ödeme kuruluşları, Vodafone gibi iletişim kuruluşları, Uber ve Spotify gibi uygulamalar şimdiden katılmış durumdalar. 

Libra açık bir sistem olacağından, geliştirmecilere açık bir yapı olacak.

İlan edildikten sonra asıl büyümenin ve katılımların olacağı çok açık.

2.4 milyar Facebook kullanıcısı hazır, milyarlarca cep telefonu ve banka hesabı “Voltran”ı oluşturacak.

Teknik tarafında eleştiri getiren, eksiklikleri ve potansiyel riskleri gösterenler var. Ancak, Libra’nın ya da bunun gibi ayağı bugünden yere basan potansiyel yeni oluşumlara “tetikleme” işlevinin yerine geldiğini düşünüyorum.

Britanya Merkez Bankası başkanı Mark Carney’i de heycanlandıran, arkasında rezerv varlıklar bulunan, çoklu ulusal paralardan oluşacak bir “dijital merkez bankası parasıyla” da beraber gidebilecek bir model bu tasarım para Libra.

Türkiye’de son gelişmeler ne?

Türkiye ekonomik zorlukların içinde bir yandan enflasyon, istikrarsız TL, “L” tipinde seyreden bir ekonomik durgunlukla baş etmeye çalışıyor olsa da, son yıllarda iki şey dikkat çekiyor; internet üzerinden yapılan kredi kartı harcamaları hızla büyüyor, temassız kartla yapılan harcamalar da.

İki grafik koyalım;

İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde yerli kartlarla yurtiçi ve yurtdışı harcamalar Temmuz 2019’da aylık 17 milyar TL’ye dayanmış durumda. Bunun bir önceki yıl başında kabaca 10 milyar TL olduğu hesaba katılırsa müthiş bir hızla büyüyor demek. Bu tutar toplam kredi kartı işlemlerinin yüzde 20’sini buluyor.

Temassız kartlarla yapılan ödemeler de öyle Temmuz 2019 itibariyle 1.5 milyar TL’ye yaklaşmış.

Evet o klişe ile bitirelim; “olaylar hızla gelişir”.

Uğur Gürses

Kaynaklar:

  1. The Growing Challenges for Monetary Policy in the current International Monetary and Financial System, Mark Carney, Governor of the Bank of England, Jackson Hole Symposium 23 August 2019
  2. Casting Light on Central Bank Digital Currency,  Tommaso Mancini-Griffoli, Maria Soledad Martinez Peria, Itai Agur, Anil Ari, John Kiff, Adina Popescu and Celine Rochon with contributions from Fabio Comelli, Federico Grinberg, Ashraf Khan, and Kristel Poh, IMF 2018
  3. Fintech : The Experience So Far, IMF 2019
  4. Central bank digital currency and the future of monetary policy, Michael Bordo, Andrew Levin 23.9.2017
  5. Central bank digital currencies, BIS Committee on Payments and Market Infrastructures Markets Committee, BIS Mart 2018
  6. The Global Findex Database 2017, Measuring Financial Inclusion and the Fintech Revolution, World Bank
  7. Libra İzahnamesi, (White Paper)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.