2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

969 dolarıma ne oldu?

Bugün açıklanan 2018 milli gelir hesapları, son çeyrekte yüzde 3 küçüldüğümüzü söylüyor. Sayılar, Türkiye’nin ekonomik krizde olduğunu tescil etmiş oldu.
Türkiye 2013’ten bu yana kişi başı milli gelirin yıllar içindeki seyri, aslında bize Türkiye’nin ekonomik ve siyasi savrulmasının da fotoğrafını veriyor: Türkiye halkının kişi başı geliri “yüksek gelirli ülke grubu” için Dünya Bankası’nın belirlediği 12 bin 56 dolarlık sınırdan giderek uzaklaşıyor. 2013’te ramak kalan sınırdan şimdi yüzde 20 daha düşük bir seviyeye gerilemiş oldu.
Milli gelir gelişmelerini DW Türkçe için yazdım. Okumak için şu bağlantıya tıklayınız:  969 dolarıma ne oldu?
Reklamlar
2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, enflasyon

Pembe sebze gıda yangınını söndürmedi

Şubat enflasyon verileri açıklandı. Tanzim satış ürünlerinde düşüş var. Ancak sebze ve meyve fiyatlarının buna karşın yükseldiği görülüyor. Gıda fiyatları da yurt ortalamasında yüzde 1’e yakın artmış.

Mutfaktaki yangın sönmedi. Enflasyon verilerini Deutsche Welle Türkçe için değerlendirdim:

Yazım şurada: “Pembe sebze” gıda yangınını söndürmedi

2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, enflasyon

Komuta ekonomisi sürdürülebilir mi?

Bir süredir Ankara tüm serbest piyasa unsurlarına müdahale ediyor. Ekonomik parametrelerin piyasada belirlenmesi zorlaşıyor. Bu bankalardaki faizlerde de böyle, market zindirlerindeki domates fiyatında da böyle.

Seçime kadar sürebilir ama sonrası sürdürülebilir değil

“Komuta ekonomisini” hanenin geçinme bekasını yazdım.

Yazım şurada:

Analiz: Hanenin geçinme bekası

 

2018 Ekonomik Krizi, Avrupa Birliği, Ekonomi, Yatırımlar

Avrupa Türkiye’ye yatırım kredisi musluğunu kısıyor

 “Türkiye’nin son birkaç yılda Avrupa ülkeleri ile yaşadığı siyasi gerilim ve krizlerin finansman ve yatırım kanalına yansıması 2018’de iyice belirginleşti.”

Avrupa’nın iki önemli yatırım kuruluşunun 2018’de Türkiye’ye sağladıkları yatırım kredileri miktarı önceki yıla göre yüzde 32 azalarak toplamda 1 milyar 387 milyon Euro değerine geriledi.

Avrupa Birliği’nin yatırım organı olan Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ile hisselerinin yüzde 50’den fazlası AB ülkelerine ait olan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Türkiye’deki şirket ve bankalara sağladığı yatırım kredilerinin toplamı 2017 yılında 2 milyar Euro değerinin biraz üzerinde iken, 2018’de bu tutar toplamda 660 milyon Euro azaltıldı.

Böylece, Türkiye 2016 yılında her iki kuruluştan sağladığı toplam 4 milyar euroluk yatırım kredisi tutarına izleyen iki yılın, 2017 ve 2018’in toplamında bile ulaşamadı.

EBRD 2016 yılında 1.9 milyar, 2017 yılında ise 1.5 milyar Euro değerinde yatırım kredisi sağlarken, bu tutar 2018 yılında 1 milyar Euro değerine geriledi. EBRD’nin 2018’de sağladığı kredilerin üçte biri TL üzerinden sağlandı.

Avrupa Yatırım Bankası ise 2016 yılında Türkiye’deki şirket ve bankalara 2.1 milyar Euro yatırım kredisi sağlarken, 2017’de 507 milyon, 2018’de ise 386 milyon Euro seviyesinde kredi verdi.

Uzun vadeli bakışla Türkiye’deki yatırımcı şirket ve bu tür şirketlere kredi sağlayan bankalara yatırım finansmanı sağlayan Avrupalı kuruluşların Türkiye’ye tahsis ettikleri fonları azaltmaları dikkat çekiyor. Potansiyel nedenler arasında Türkiye’nin Avrupa değerlerinden uzaklaşması ve Avrupa Birliği ülkeleri ile politik düzlemde krizler yaşamaya başlaması ile derinleşen ekonomik krizin etkisi olduğu çok açık.

2017 yılında 16 Nisan tarihinde yeni anayasa için yapılan referandum öncesinde Türkiye ile başta Almanya ve Hollanda arasında derin bir siyasi kriz yaşanmıştı. Bu krizi takiben ekonomik ilişkiler de hasar görmüştü.

İşte bu kriz sonrasında EBRD ve EIB’nin Türkiye’ye olan yatırım kredisi tahsisatının yarı yarıya azaltıldığı gözlenmişti.

2018 verileri gösteriyor ki Türkiye’nin ABD ile de kriz yaşaması ve devamında ekonomik krizin derinleşmesi ile birlikte, iki büyük yatırım kuruluşu kanalından sağlanan krediler önceki yıla göre yeni bir kesinti ile üçte bir oranında düşürüldü.

Ekran Resmi 2019-02-07 00.02.02

EBRD ve EIB, Türkiye’deki önemli projelere kayda değer büyüklükte finansman sağlayan iki kuruluş. 90’lı yılların sonunda yapımına başlanan ama 10 yılı aşan bir gecikmeyle bitirilebilen Boğaz’ın altından iki yakaya raylı toplu taşıma projesi olan Marmaray bunlardan biri.  Bu projenin yüzde 80’lik bölümünün Japon yatırım ajansı JICA ve Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından kabaca yarı yarıya sağlandığı biliniyor.

EIB’nin 2000 yılından bu yana Türkiye’ye sağladığı finansmanın büyüklüğü 28.9 milyar Euro.

EBRD ise şimdiye değin yüzde 96’sı özel kesime olmak üzere 283 adet projeye 11 milyar eurodan fazla finansman sağlamış. Hali hazırda ise 7 milyar euroluk bölümü cari proje olarak sürüyor.

EBRD’nin en son finansman sağlamak için gündeme aldığı proje ise 97.5 milyon euroluk İstanbul Metrosu’nun yeni etabı (11 duraklı Ümraniye-Ataşehir-Göztepe) ile Kadıköy-Kartal ve Üsküdar-Sancaktepe metro hatlarını Marmaray bağlantısının inşası.

İşin kara mizah tarafı; bir taraftan bu kuruluşların finansmanı ile yapılan alt yapı projeleri hayata geçerken, diğer taraftan bu kredilerle altyapı tesisi kuran Türkiye’deki siyasetçilerin meydanlarda krediyi sağlayan kuruluşların yönetiminde bulunan ülkelerin “bizi çekemediklerini” anlatması.

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

IMF perde arkasından bağırdı: “resesyondasınız”

IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) Ocak güncellemesi yayımlandı. Küresel büyüme tahmini ekim ayındaki tahminlerine göre 0.2 puan azaltıldı; gelişmiş ülkelerin büyüme tahmini 0.10 puan, gelişen ülkelerin ise 0.20 puan düşürüldü.

Gelişen ülkelere dair tahminlerde dikkat çeken şuydu; Türkiye’nin de içinde bulunduğu “Gelişen Avrupa” alt grubunda 2019 büyüme tahmini tam 1.3 puan düşürülmüştü.

Ekran Resmi 2019-01-23 13.46.23

Ekim ayında yayımlanan tahminlerde tüm ülke tahminleri yer alırken, Ocak güncellemesinde bu ayrıntıda yayımlanmıyor.

Ekim’de Türkiye’ye dair 2019 büyümesi yüzde 0.4 tahmin ediliyordu.

Peki IMF’nin Ocak güncellemesinde “Gelişen Avrupa” alt kalemindeki kayda değer düşüşün nedeni Türkiye’ye dair tahminlerin belirgin biçimde aşağı çekilmesi miydi?

Evet öyle.

IMF yetkilileri bu konuda açıklama yapmadılar.

Ancak IMF’nin web sitesindeki raporun özeti açıklanırken, gelişen ülkelere dair büyümede Ekim ayı tahminlerin aşağı çekilmesinin ana nedeninin (0.2 puan) Türkiye’ye dair büyük daralma beklentisinden kaynaklandığı yazılmış.

Ekran Resmi 2019-01-23 12.31.19

“Gelişen Avrupa” grubunda hangi ülkelerin olduğuna bakıldığında da durum gayet açık biçimde anlaşılıyor.

Aşağıda, Ekim ayında ayrıntılı biçimde yayımlanan yıllık büyüme tahminleri yer alıyor; tablonun beyazlanmış bölümünde.

Çok açık biçimde görülüyor ki; 2019’da “Gelişen Avrupa” (Emerging and Developing Europe) alt grubunda yüzde 2 olarak gösterilen büyüme tahmininin Ocak ayında 1.3 puanlık azalışla yüzde 0.7’ye düşürülmesini gerektirecek en önemli unsurun, Türkiye’ye dair ekonomik büyümenin büyük bir ihtimalle yüzde 1 – 1.5’luk bir küçülmeye dönüştüğünü varsaymak yanlış olmaz.

Bu grupta Türkiye ile birlikte, Balkan ülkeleri, Polonya, Romanya, Macaristan, Sırbistan yer alıyor.

Çoğunun IMF’nin Avrupa için öngördüğü potansiyel ekonomik yavaşlamadan paylarını alacakları, bunun da bu yavaşlamanın en yüksek olacağı Almanya kadar (0.3 puanlık daha düşük büyüme) olacağını varsaysak bile; bu grup için tahmin edilen 1.3 puanlık aşağı yönlü güncellemenin tamamını açıklamaz. Kaldı ki; “Gelişen Avrupa” grubunda bu ülkelerin milli gelirlerinin büyüklüğü ile orantılı etkileri olduğu hesaba katılırsa 1.3’lük bir tahmin düşüşünü ancak Türkiye’ye dair tahminin düşüşü yaratabilir.

Ekran Resmi 2019-01-22 22.25.22

Çok açık ki; IMF, Türkiye’nin 2019’da yüzde 1-1.5 küçüleceğini tahmin ediyor olmalı.

Ocak güncellemesinde geleneksel olarak her ülkenin ayrıntıları yayımlanmadığından bunu da “sayıları örtülü” ama açıkça sözlü biçimde ilan ederek yapmış oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 10 Ocak günü yaptığı konuşmada, “Son 3-4 ayda yaşadığımız süreç ve bunun çıktıları dengelenme sürecinin adım adım devam ettiğini gösteriyor. Resesyon bekleyenler üzülmeye devam edecekler. Bakan deyince değil de, Dünya Bankası Başekonomisti deyince gibi” diyordu.

İşin doğrusu, ülke resesyona giderken toparlanırsa koşullar iyileşirse bu ülkenin yurttaşı olan kim buna üzülür ki? Başkalarının bundan sevinç duyacağını düşünmek de hiç normal değil.

IMF de şimdi yarı-örtülü biçimde Türkiye ekonomisi için “resesyonda” demiş oldu.

“İyi diyelim, iyi olsun” temennisini yurttaşlar yapar da; ülkeyi yönetmeye talip olup o koltuklarda oturanların ise iyi olmaya yol açacak politika önlemlerini almaları beklenir. Palyatif, kozmetik ve piyasa dışı önlemlerden ötesi henüz görülmedi.

Ankara’da ekonomi direksiyonunu elinde tutan siyasetçilerin “Alice harikalar diyarında” temalı “algıyı yönetirsek işler düzelir” politikası işlemiyor. Zaman geçtikçe de hasar büyüyor.

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg