Site icon Ekonomi Alla Turca / Uğur Gürses

2024’ün 3. Enflasyon Raporu izlenimleri

Merkez Bankası’nın bugünkü Enflasyon Raporu toplantısından izlenimlerim;

  1. Banka enflasyon tahminini değiştirmeyerek 2024 için yüzde 38’de, 2025 için de yüzde 14’te tuttu, bant aralıklarını da değiştirmedi. Enflasyondaki aylık artışların gerilemesi konusunda oldukça kendine güvenli bir duruş sergiledi. Bizatihi iletişimin ana çapasının bu olduğunu da vurgulamış oldu; ‘değiştirmiyorsa doğru yolda olunduğuna dair güçlü bir sinyal’ olarak duruş sergilemiş oldu.
  2. Reel kesim talep gelişmeleri sunumda oldukça ayrıntılı biçimde yer aldı. Eskiden enflasyon tahmin patikası altında gösterilen ‘çıktı açığı’ grafiği de başlarda, “çıktı açığının ikinci çeyrekte gerilediği, üçüncü çeyrekte de gerilemenin devam edeceğinin düşünüldüğü” vurgusu ile yer aldı.
    Bana kalırsa enflasyon tahmininin değiştirilmeyerek yüzde 38’de tutulmasının ana nedeni, belirgin biçimde ekonomik yavaşlama. Muhtemeldir ki bu yavaşlama, Merkez Bankası’nın ölçüm seti içinde, dillendirdiğinden daha sert bir yavaşlamayı gösteriyor. Bunu ‘teknik dille’ söylemenin merkez bankacılar açısından yararı şu; siyasetçileri ve kasaba politikacılarını erkenden üzerine çekmeme düşüncesi.
  3. Şubat ayında şunu açıklamışlardı; “mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun önce haziran sonrası yüzde 2,5’in altına, yılın son çeyreğinde ise yüzde 1,5 civarına gerileyeceğini öngörüyoruz
    Ancak, aylık enflasyon değerlendirmelerinin yapıldığı teknik notlarda ya da diğer iletişimlerde, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon oranının ne olduğunu paylaşmamışlardı. Grafiklerde geniş bir ölçekte muğlak bir çizgi olarak yer almıştı. Son 2 ayda yüzde 2.4’e gerileyince açıklandı.
    Çıtayı ilan etmişler, ancak ölçümü açıklamıyorlardı.
    İlk defa bu enflasyon raporu toplantısında son 6 ayda mevsimsellikten arındırılmış aylık fiyat artışlarının ortalama yüzde 2.9, son 3 ayda ortalama yüzde 2.6, son 2 ayda ise ortalama yüzde 2.4’e gerilediği anlatıldı. Bu verinin önemi vurgulandı. Tam da bu noktada, soru geldi.
    Soru üzerine, TÜİK’le birlikte bir çalışma komitesi oluşturdukları ve tamamlandığında artık aylık olarak açıklanacağı belirtildi.
  4. Benim sorum ise şöyleydi; KKM kur farkı ödemelerinin TCMB’ye yüklenerek karşılanması sonucu oluşan bir zarar ve bunun yarattığı likidite fazlasının çekilmesi konusunda, zararın ana hissedar Hazinece karşılanması banka yönetimince talep edilmiş miydi? Ki bu tahviller kullanılarak reverse repo yoluyla likidite fazlasının çekilmesi ve para politikasının aktarımının daha etkili olması mümkün olabilecekti.
    TCMB başkanı Fatih Karahan, zararın yıllara yayılarak ‘kârın mahsubu’ ile karşılanacağını, ancak kâğıt konusunda alternatif konuların konuşulabileceğini söyledi. Doğrusu Merkez Bankası yönetiminin yapabileceği, nakit dışı kâğıt ihracını talep etmek olmalıydı. Nasıl ki Hazine hiç sektirmeden kamu bankalarına sermaye koymak için tahvil veriyordu, Merkez Bankası’na çoktan yapmalıydı.
    Bankanın yayımladığı raporda yer alan kutuda, sterilizasyon araçları ile bilgi veriliyor. Anlaşılıyor ki planlanan çerçevede, depo alım işlemlerinde katılımcılar banka dışı finansal kuruluşlar da olabilecek. Ayrıca vadeli depo yapmayı da ajandasına sonunda almış banka.
  5. Başkan Karahan sıkılığı korumanın iki kriterini tekrarladı; aylık enflasyonun ana eğiliminin, belirgin ve kalıcı bir düşüş göstermesi ve enflasyon beklentilerinin öngörülen tahmin aralığına yakınsaması ana kriterler olarak tekrar edildi.
  6. Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay tarafından yapılan ilave açıklamada, “Biz nokta atışı yapmıyoruz. Tahminlerimizde şunu kullanıyoruz, orta nokta üzerinden tanımlanmış olan tahmin aralığı üzerinden gidiyoruz. O aralıkta kaldığımız sürece ‘Tamamız’ diyoruz ama orta noktayı zorluyoruz. Gidemeyebiliriz ama orta noktayı zorlayarak bandın içinde zaten kalıyoruz. Belirsizliğin iki yönlü arttığını gördük. Yani hem yukarı hem aşağı yönlü belirsizlikler olduğu için tahmin aralığımızı daraltmadık. Yoksa, mekanik olarak daralması gerekiyor. Belirsizlik arttığı için bunu yapmadık” denildi. Bu bir nevi ‘opsiyon’ satın almak gibi rezervasyon oldu.
  7. Bu raporda ve toplantıda görünen o ki; Merkez Bankası Ağustos-Eylül-Ekim fiyat gelişmelerinde yüzde 2’lik (MA) seyir ile Kasım ayında yüzde 1.5 eğilimini görüp faiz indirimi patikasına öyle girecek. Ama tahmin değiştirmeden devam edilmesi faiz indiriminin ufukta belirdiğini söylüyor.
    ‘Faiz indirim döngüsüne girildiğinde de sıkı duruş korunacak’ vurgusu, indirim döngüsünün de 5’er puanlık kademeli olacağını, likidite gevşemesi olmayacağını ima ediyor.
    Merkez bankacılar dünyasında, faiz indirimi ufukta görünse bile erken gevşeme riski nedeniyle ‘bunun adını ağzına almama’ eğilimi taşıdığından, ‘sıkılığı korumanın koşulu, günü gelmeden telaffuz etmeme’ üzerine duruş kurgulanıyor.

Uğur Gürses

Exit mobile version