gündelik iktisat

Milyonları ilgilendiren bahşiş sistemi hâlâ askıda (*)

Geçmişte basit nitelikte olan mikro konular, bugün geçim koşullarının altüst olmasıyla kitlelerin makro konusu haline geldi. Asgari ücret nasıl kitleselleştiyse hizmet sektöründe ‘asgari ücret + bahşiş’ modeli ile çalışan milyonluk kitle, bahşiş konusunda da zorluklar yaşıyor, her iki yönden sıkışmış biçimde zorlanıyor.

Türkiye’de konaklama ve yeme-içme sektöründe çalışanların sayısı kabaca 1.4 milyon kişi. Bu sayı yüksek sezonda 1.5 milyona yaklaşıyor. TÜİK verilerine göre, ücretlilerin yüzde 8.5’i otel, motel, lokanta, kafe ve pastane gibi işyerlerinde çalışıyor.

Asgari ücret konusunun son yıllarda daha fazla gündemde yer almasının nedeni, ücretle çalışanların giderek asgari ücret etrafında kümelenen ücret kuşağında olmaları. Böyle olunca ücret dışı gelirler de giderek önem kazanıyor. Özellikle de hizmet sektöründe. Bunun da başında bahşişler geliyor.

Bahşişler hizmet sektöründe çok önemli bir gelir kalemi. Alınan hizmetten memnuniyete bağlı, gönüllülük esasına göre bırakılan maddi bir jest.

Bahşiş ülkeden ülkeye farklılaşabiliyor. Lokantalarda üç ana model görülüyor: Birincisi, ABD’de yaygın olan ve servis elemanlarının gelirinin büyük kısmını bahşişin oluşturduğu model. İkincisi, servis ücretinin fiyata eklendiği model. Üçüncüsü ise ‘servis dahil’ fiyatlandırma modeli.

Türkiye’de ödenen hesabın yüzde 5-10’u civarında ilave bahşiş ödemesi yapılırken, Fransa ve İtalya’da yüzde 15 servis ücreti faturaya ekleniyor ve müşterilerin ek bahşiş bırakması beklenmiyor. Almanya ve Avusturya’da hesabın yüzde 5-10 oranında yukarı yuvarlanması biçiminde bahşiş bırakılıyor. İskandinav ülkelerinde servis ücreti fiyatlara dahil edildiğinden bahşiş kültürü yok. ABD’de ise bahşiş hizmet sektöründe çalışanların hayati derecede önemli bir geliri. Yaklaşık yüzde 15-20 oranında bahşiş müşterilerce hesaba ekleniyor. Bazı eyaletlerde işletmelere tanınan esneklik nedeniyle, saatlik 7 dolar civarındaki federal asgari ücret 2.13 dolara kadar düşük verilebiliyor, bu da çalışanların gelirini bahşişe bağımlı kılıyor.

Anketlerde görülüyor ki; ağırlama sektöründe çalışanların yüzde 34’ü gelirlerinin yüzde 25-50 aralığında bahşişlerden geldiğini söylerken, yüzde 11’i ise yüzde 51-75’i bahşişlerden geldiğini belirtmiş. ABD örneği gösteriyor ki bahşişler sadece ek bir kazanç değil, geçim için temel bir unsur.

Akademik bir çalışmada, bahşiş bırakma oranları incelenmiş: Almanya bahşiş verme oranı en yüksek ülke; müşterilerin yüzde 96.7’si bahşiş verdiğini belirtmiş. Bu oran İsveç’te yüzde 82.8, Norveç’te ise sadece yüzde 14.3. İspanya’da yüzde 66.3, İsviçre’de yüzde 66.1, Hollanda’da yüzde 55.5, Fransa’da ise yüzde 39.9 seviyesinde.

Japonya ve G.Kore gibi Doğu Asya ülkelerinde bahşiş kültürü yok. Zira bu ülkelerde, iyi hizmet standart bir beklenti olarak görülüyor ve ücreti zaten ödenen hizmetin bir parçası olarak düşünülüyor. Hatta bahşiş bırakmak, hizmeti verene güvensizlik veya parayla üstünlük kurma çabası olarak algılanarak kaba bir davranış olarak görülebiliyor.

Britanya’nın şık modeli

Yasal düzenlemeyle bir sistem oluşturan Britanya; 1 Ekim 2024’te yürürlüğe giren yasa ile bahşiş yönetimi konusunda Avrupa’daki en düzenlenmiş pazarlardan biri haline geldi. Bu düzenleme ile işverenler servis ücretlerinin tamamını, sadece zorunlu vergi kesintilerini yaptıktan sonra personele dağıtmak zorunda.

Dağıtmak deyince, müşterilerin ödemeyi yaptığı ayı izleyen ayın sonuna kadar. Ayrıca, kayıt tutmak ve 3 yıl saklamak zorundalar. Personel talep ettiğinde de sunmak zorundalar. En can alıcı nokta, işletmelerin bahşişlerin nasıl dağıtılacağına dair adil bir politika kuralı oluşturmak ve personele bunu bildirmek zorunda olması.

Britanyalı işletmelerin “Tronc” adı verilen sistemi, bahşişleri toplamak, yönetmek ve personel arasında adil bir şekilde dağıtmak için kullandıkları biliniyor. İşletmelerin dışarıdan bağımsız bir “troncmaster” (tronc yöneticisi) ataması gerekiyor. Bu kişi genellikle üst yönetimden bağımsız bir çalışan veya üçüncü taraf bir uzman oluyor. “Troncmaster” tarafından yönetildiğinde, bahşiş ödemelerinin işverenin sigorta paylarından (yaklaşık yüzde 15 tasarruf sağlayarak) muaf olmasını sağlıyor.

Kredi kartı ve nakit

Bahşişin küresel ortak eğilim olarak nakit verilmesi yönünde ağırlığı olsa da kredi kartı payı da hızla artıyor. ABD’deki ankette, bahşiş alan çalışanların ezici bir çoğunluğu, yüzde 89’u nakit bahşişi tercih ettiğini belirtmiş.

2020’de yapılan bir araştırmaya göre İsveç ve Norveç’te hesapların neredeyse tamamı (yüzde 92 ve yüzde 93) kredi kartıyla ödenirken, Almanya’da yüzde 87.3’ü nakit ödeniyor. Bu ülkelerde, hesap kredi kartıyla ödense bile müşterilerin bahşişi nakit vermeyi tercih ettiği saptanmış: İspanya’da bahşişlerin yüzde 100’ü, Almanya’da yüzde 91.3’ü nakit verilmiş. Neden diye sorulduğunda da nakit bahşişin doğrudan çalışana gittiği ve vergilendirilmediği (kayıt dışı kaldığı) algısı baskın çıkmış.

Türkiye’de de enflasyon patlaması sonrasında en büyük kupür banknot artık yetersiz kalıyor. Nakit taşımak zorlaştı. Kredi kartına kayış sürüyor. Mevcut durumda bahşişler kredi kartıyla ödenemiyor. Zira kart ile ödendiğinde, bu işletmeye gelir olarak kabul ediliyor. Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği TURYİD’e göre, böyle olduğunda yarıya yakını vergi ve diğer kesintilere gidiyor.

Derneğin hesabına göre bahşişlerin toplamı yıllık 100 milyar TL.

Bahşişin muhatabı kitleler

Geçen yıl Maliye bürokratlarının üst yönetime sundukları ve kamuoyuna sızan sunuma göre, bahşişlerin işletmelerde ayrı bir hesapta tutularak sadece yüzde 10’luk bir stopaj kesintisiyle çalışanların hesabına aktarılabileceği bir sistem öneriliyordu. Kamuoyunda ‘bahşişlere göz diktiler’ türü yakınmalar ortaya çıkınca rafa kaldırılmıştı. Oysa böyle bir sistem vergi oranı daha düşük tutularak kurumsallaştırılsa ağırlama sektöründe çalışanların ek gelirlerinin işletmelerin insafına kalmaması, kredi kartıyla ödenebilmesi ve düzene kavuşması sağlanabilirdi. Zira kimi işletmelerde ‘servis ücreti’ adı altında toplanan gelirlerin kuşa dönen kalan bölümünün istisnasız dağıldığına dair bir karine yok. Servis-mutfak ayrımı yapılan işletmeler olduğu da açık.

Enflasyon patlaması sonucu her şeyde olduğu gibi dışarıda yenen yemek ücretleri de artmış durumda. Şişen yemek faturalarının müşterilerin daha az bahşiş bırakmasına kapı açtığı da açık. Çalışanlar bu durumdan etkilendiği için lokantalarda servis ücretinin eklenerek hesap alınması uygulamasının birdenbire yayılması sürpriz değil. Ticaret Bakanlığı ise işletmelere gözdağı vermek için, hazırladığı yönetmelik taslağı ile kafe ve restoranların, masa ve servis ücreti gibi ek bedelleri artık talep edemeyeceklerini basına fısıldadı. Lokantacılar ise bunun yasal bir zemini olmadığını söyleyerek itiraz ettiler. Şu ana kadar da adım atılmış değil.

TURYİD ise bahşiş ödemesinde, kredi kartı ile tahsilata izin veren bir sistem kurulmasını, dağıtım konusunda çalışanların da söz sahibi olacağı, adil bir yapı kurulmasını talep ediyor. Öyle ki; bahşişin kredi kartıyla ödenmesini sağlayacak düzenleme yapılırsa, yüzde 10’luk bahşiş üzerinden oluşacak vergilerin de işletmeler tarafından üstlenilmesine hazır olduklarını ilan ediyor.

Kartla ödenemeyen tek şey

Özetle, Türkiye’de bu sektörde çalışan yaklaşık 1.5 milyon kişiyi (TURYİD 2 milyon olarak ifade ediyor) çok yakından ilgilendiren, asgari ücret üzerinde bir gelir kalemi olan bahşişin kredi kartıyla tahsili şu anda mümkün değil. Servis ücreti olarak da tahsil edilse, bankacılık sistemi bahşişi kredi kartlarına uygulamaya hazır olsa da tahsil edilecek bahşişin yarısı işletmelerin ‘geliri’ gibi kabul edilip vergi ve diğer kesintilere gidip çalışanlara yarısından azı kalacak.

Türkiye’de paket servisleri dahil olmak üzere kredi kartı ve banka kartı ile yapılan yemek harcamalarının toplamı yıllık 1.5 trilyon TL’yi geçiyor. İşlem adedi ise 3.5 milyar. Bahşiş konusu düzenlense ve kredi kartları ile ödenebilse buradan sektörde çalışanlara önemli ve düzenli bir kaynak akacak.

Bana kalırsa Britanya modelinde işletmelere teşvik de sağlandığı için iyi bir model olarak Türkiye’de de örnek alınabilir. Yapılacak işin, bahşiş gelirlerinin işletme gelirinden ayrıştırılarak, düşük bir vergilendirme ve adil bir sistem kurularak, işletmecilerin de inisiyatifi dışında çalışanlara aktarılması olduğunu düşünüyorum. Neredeyse otomatik çalışacak bir sistemle, belirlenecek bir algoritmayla servis ve mutfak elemanlarına dağıtılabilir.

* Gazete Oksijen’deki 2 Ocak 2026 tarihli yazım

Bu haber/yazı ve resimlerin eser sahipliğinden doğan tüm hakları Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’ne ait olup işbu yazı/haber ve resimlerin, kaynak gösterilmeksizin kısmen/tamamen izin alınmaksızın yeniden yayımlanması yasaktır. Haftalık Yayıncılık Anonim Şirketi’nin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 24. maddesinden doğan her türlü hakkı saklıdır.