2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

Kur bir günde neden 30 Kuruş (yüzde 6) patladı?

Kur bir günde neden 30 Kuruş (yüzde 6) patladı?
DW Türkçe için yazdım
Analiz: Kur neden patladı?

Okumak için aşağıdaki linke tıklayınız.
https://www.dw.com/…/analiz-kur-neden-patlad%C4%…/a-48038058

Reklamlar
2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

Milli para da neymiş? Dolarizasyon forever

Bizim yalnız ve güzel paramız TL yine “kanıyor”.

Ulusal paramız TL’nin faizini aşağı bastırmak için siyasi mekanizmalar devrede; bankalara mevduat ve kredi faizinin hangi seviyenin altına çekecekleri dolaylı yollarla iletiliyor, Hazine ihalelerinde piyasada olmayan piyasa dışı faizleri teklif eden 2-3 banka ile (kamu bankaları olmasın?) ihaleler kotarılıp faiz belirleniyor; “faiz düştü” aldatmacası yapılıyor. Sadece aldatmaca değil, ihalede “hile” olmayacağına güvenip “ihale sonucu ortaya çıkacak ortalama faizden” tahvil alacağını taahhüt ederek ihaleye katılan bankalar ve kamu kuruluşları (En başta İşsizlik Fonu) resmen “ütülüyorlar”.

Kur patladığında “döviz ve altınınızı yastık altından çıkarın, TL’ye çevirin” diye seslenen siyasetçiler, şimdi “Bakan Albayrak müjdeyi verdi; pazartesi başlıyor” başlıklarıyla gazetelerden “döviz cinsi tahvil satışı”, “altın tahvili satışı” duyurlarını müjdeliyorlar.

Ekran Resmi 2018-12-14 21.34.01

Sahi vatandaş döviz mi bozduracak? Döviz alıp dolar-euro tahvili mi alacak? Ya da altın tahvili? Bir karar verseniz?

Ekran Resmi 2018-12-14 21.36.03

Hem kriz patladığında vatandaşa “döviz almayın, döviz bozdurup TL’ye yatırın” diyeceksiniz, sonra “gel sana döviz tahvili satalım” diyeceksiniz? Ya da “müjde altın tahvilini satışa sunuyoruz” diyeceksiniz.

“Dövizli sözleşme yapamazsınız” diye yasakladıktan sonra, vatandaşa “dövizli bir sözleşme olan”; “bugün döviz cinsi tahvil al benden, sana yüzde 4 faiz ödeyeyim” teklifi yapacaksınız. İcaba uyup tahvil satın alıp kabul eden vatandaşla “dövizli bir sözleşme” yapmış olacaksınız.

Peki Ankara ne yapmaya çalışıyor?

Şunu: TL borçlanmayarak faizleri düşüreceğini düşünüp, borçlanma ihtiyacını dövizle karşılama peşinde koşuyor.

Koşarken de vatandaşı dolarizasyona teşvik ediyor.

İşte bu yüzden aşağıdaki tweeti yazdım.

Mevcut enflasyon görünümünde faizleri aşağıya iten, yapay biçimde faiz düşürme operasyonları yapan Ankara, vatandaşın ne yapacağını biliyor diye.

 

Hem vatandaşa “döviz tutma TL tut” diyeceksiniz, iş kesimine ve yurtdışı iş ortaklarına “Milli para ile ticaret yapacağız” diye yol göstereceksiniz, sonra dövizli tahvili “bakın burada devlet garantisi var alın” diye pazar açarak “yabancı para tahvili promosyonu” yapacaksınız; hangisi?

Önce vatandaşın elindeki dövizi bozdurmasını istiyorsunuz, sonra kendisinden bunu almak istediğinizi gösteren bir teklif yapıyorsunuz. Başardınız; “bu elimdeki dövize göz koymuşlar” diye düşündürmenin kapısını açtınız.

Vatandaşın tercihinin hangisi olacağına dair tahminimi söyleyeyim; vatandaş dövizini alıp yastık altında tutar.

Sahi milli paramıza “ekonomik saldırı” kapısı nasıl açılıyor? Vatandaşa döviz aldırarak, döviz tutması teşvik edilerek, hem de “devlet güvencesi” vurgusu ile TL’yi zayıflatarak nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Sahi paramızı zayıflatmak isteyen bir döviz lobisi mi var?

 

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

 

 

 

2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

Faiz düşürme “operasyonlarına” devam

Son 1 ayda olan bitene bakınca “başkanlık sistemi gelince faiz düşecek” söylemlerinin hayata geçirildiğine tanık olduğumuzu anlıyoruz. Ama bunun normal yollardan olmadığını, gelecekte potansiyel olarak ultra-yüksek faizin kilometre taşlarının döşenmesi demek olduğunu da biliyoruz.

Bundan bir ay önce de yapılmıştı. Yazmıştım: Hazine ihalesinde 2 bankanın teklifiyle faizleri düşürme operasyonu yapılmıştı. Bunun bir defalık olduğunu sananlar çoğunlukta olmalıydı. Şaşırtıcı bir “özgüvenle” bu tehlikeli “operasyon” Aralık ayında da tekrarlandı.

11 aralık günü düzenlenen 2 yıllık tahvil (12 Ağustos 2020 vadeli) ihalesinde benzer bir “operasyon” yapıldı.

10 Aralık günü, Borsa İstanbul nezdindeki Tahvil yüzde 20.59 bileşik faizler işlem gördü. Kapanış faizi de ortalama faiz de yüzde 20.59 idi.

İhale 11 Aralık günü yapıldı.

İhale günü sabahı ihalesi yapılacak olan ve piyasada işlem gören tahvilin faizi yüzde 20.50-20.60 aralığında işlem görüyordu.

İhale sonucu şöyle:

İhaleye katılan 8 banka var; Hazine 3 bankaya satış yaptı.

Peki faiz ne olmuş? Yüzde 18.51! En yüksek faiz ne? Yüzde 18.62; her ikisi de “piyasa dışı faiz” denilen yerde. Hazine ihalesine katılan be “Piyasa Yapıcısı” olan bankaların piyasa dışı teklif atması, hani o deyişle “hayatın olağan akışı içinde değil”.

Hazine tahvil ihalesinde gelen teklifler en düşük faizden başlayarak en yükseğe doğru sıralanıp, en düşük faizli tekliflerden başlanarak satış yapılır. Yani bu üç bankanın verdiği teklif en düşük faiz teklifidir.

İhalede 3 banka tahvil almış; en düşük 5 kalem teklifin toplam satıştaki payı yüzde 63. İhaleye teklif atarak tahvil satın almak isteyenlere toplam 503 milyon TL’lik tahvil satılmış.

Piyasa faizi ne? Anımsatalım önceki gün kapanış yüzde 20.59

Durun bitmedi daha.

Daha önceki yazımda da anlatmıştım: Hazine tahvil ihalelerine katılan kimi bankalar “ben ihalede oluşacak ortalama faiz üzerinden almak istiyorum, bunun için de “rekabetçi olmayan teklif” adı verilen pencereden ihaleye girmek istiyorum” derler.

Bu ihaledeki satış sayıları şöyle:

Faiz teklifi atanlara 503 milyon

Ortalama faiz üzerinden satın alanlara 1 milyar 491 milyon.

Yani düşük faizli ihale “sayesinde”; düşük faizli teklif atanların üç katı kadar miktar satılmış. Yani devlete güvenerek ortalamadan tahvil satın alanlar amiyene tabirle “tufaya gelmiş” oldular.

Sorun burada bitmiyor. 503 milyonluk piyasa dışı faiz “teklifi” ile  ilave 1.5 milyarlık satış yanında bir de “kamu kurumlarına” yapılan satış var. Bu da 825 milyon TL. Kim mi bu “kamu kurumları”? En başta İşsizlik Sigortası Fonu. Her ay çalışanların ücretlerinden kesilen, işverenlerden tahsil edilen, devletin de katkısını içeren kesintiler bu ihalelerde tahvile yatırılıyor. İşte İşsizlik Sigortası’nın parası da düşük faizle yatırılmış oldu. Yani bu ihale sonucu ile İşsizlik Fonu da “ütülmüş” oldu.

İhale öncesi kapanışta yüzde 20.59’luk faizle işlem gören tahvil, ihalede yüzde 18.62 ile “tescil” ediliyor, bu faizle 2.8 milyar TL’lik satış yapılıyordu.

İhale günü sabah yüzde 20.50-20.60 aralığında işlem görüyordu.

Peki ihale sonrası ne oldu? Yüzde 20.98’e vuruyor. Ertesi günlü valörle işlemlerde de yüzde 21.37’ye. Ortalama faiz de yüzde 21.19 olmuş. Yani yüzde 18.62 gibi bir faiz yok piyasada; bu tescillenmiş.

İhalenin ertesi günü 12 Aralık Çarşamba günü de 21.36-21.38 bandında olmuş.

Soru şu: Bankalar kendi aralarında anlaşıp Hazine ihalesine yüzde 35’lik bir faizle teklif verseler bunu de her ihalede tekrarlasalar buna ne diyeceksek, geçen ay 5 yıllık tahvil ihalesinde olup bu hafta da 2 yıllık tahvil ihalesinde de tekrarlanan “düşük faiz oyununa” onu diyecektik.

Ankara çok tehlikeli bir oyunun içinde.

Son 1 aylık borçlanma stratejisi şu: Olabildiğince döviz borçlanmak, TL borçlanmaları da olabildiğince az yapmak ve faizi zorlama ile “düşük tutmak”.

Bunun sonucu şu olacak: Düşük faizle ortalamadan tahvil almak durumuna düşürülen bankalar artık ortalamadan tahvil almak istemeyecekler. Piyasa faizinden teklif atacaklardır. Kim aynı gün içinde 2 puan düşük faizle alıp bilançoda 2 puan yüksek yerden değer belirleyerek ya da satarak zarar yazmak ister ki?

Hazine’nin ileride borçlanmasını, borçlanma ihalelerine olan potansiyel ilgiyi tehlikeye atan ve güven sarsan bir çizginin faturası hepimize çıkacak.

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

 

 

 

 

Bankacılık, Ekonomi

İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış

Yazdığım İşsizlik Fonu parasının kamu bankalarına sermaye olarak aktarılması Meclis’e de taşındı; en başta Garo Paylan olmak üzere, Durmuş Yılmaz da bu konuyu soruları ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gündeme getirdi.

Bu konu komisyonda hazır bulunan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu’ya soruldu.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, bu işlemden bakanlığın haberinin olmadığını söyledi: “Bu bahsedilen işlem Hazine ve Maliye Bakanlığının bilgisi dâhilinde yapılan bir işlem değildir. İki kurum kendi inisiyatifleriyle beraber bu işlemleri yapmışlardır.”

Aşağıda tam tutanak metni var; Aksu’nun sözlerinin altını ben çizdim.

Yani İşsizlik Sigortası Fonu’nun parası bakanlığın bile haberi olmadan bu kadar devasa bir sermaye amaçlı operasyonu iki taraf (kamu bankaları ve Fon) anlaşarak yapmış! Kanuna aykırı olduğu yönündeki itiraza verdiği yanıt ise evlere şenlik: “BDDK ve SPK onayladı”.

Oysa aynı saatlerde Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın bu konudaki soruyu teyit ederek şöyle yanıt veriyordu:
“Kamu fonları devletin içerisinde zaman zaman farklı yerlerde kullanılmıştır. 

TBMM Tutanakları

3 Ekim 2018 tarihli TBMM Plan Ve Bütçe Komisyonu tutanaklarının 109. Sayfasından:

…/…

BAŞKAN – Sayın Aksu, Sayın Bakan Yardımcımız, Sayın Paylan’ın sormuş olduğu soruya ilişkin elinizde bir bilgi var mı? Bilgi varsa söz vereyim, yoksa vermeyeceğim.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Cevap vereyim.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Efendim, biliyorsunuz, bizim Bankacılık Kanunu’muzda sermaye benzeri kredi veyahut sermaye benzeri işlemler var. Bunlar genel olarak bankacılıkta tier 1, tier 2, birinci sınıf, ikinci sınıf sermaye benzeri işlemler olarak nitelendirilebiliyor. Bu bahsedilen işlem Hazine ve Maliye Bakanlığının bilgisi dâhilinde yapılan bir işlem değildir. İki kurum kendi inisiyatifleriyle beraber bu işlemleri yapmışlardır.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – İşsizlik Sigortası Fonu mu yaptı?

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Evet, İşsizlik Sigortası Fonu’nun, biliyorsunuz, bir yönetim kurulu var. Dolayısıyla bu iki kurum kendi aralarında bu işlemleri yapabilirler. Bu işlemler sonuçta bir kredi de olabilir…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Ama kanun dışı.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yok, kanun dışı değil. Sonuçta yapılan iş…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Hayır, kanun dışı.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Yani İşsizlik Fonu’nun gelirlerine baktığımızda, tahviller ve 3 kamu bankasına mevduat yapabilir.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yalnızca mevduat yapabilir.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Bendeki bilgi bu şekilde ve Hazine ve Maliye Bakanlığının yönlendirmesiyle yapılan bir işlem de değil, bilgisi dâhilinde olan da bir işlem değil. Sonuçta iki kurum birbirlerinin kâğıtlarını alıp satma konusunda serbestler. Bu, Sermaye Piyasası tarafından onaylanmış, aynı zamanda BDDK tarafından da onaylanmış işlemlerdir.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Buna bir itirazınız yok?

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yani kanunsuz bir işlemin…

BAŞKAN – Efendim, sadece şunu söylüyor: “İşsizlik Fonu’nun kanununa aykırı bir işlemdir.” deniliyor. Onu da tabii ki ilgili kurum…

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yani SPK ve BDDK onayı alınarak yapılmış bir şey.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Aksu, anlaşılmıştır.