para politikası

Ağbal’ın Para ve Kur Politikası sınavı

Naci Ağbal kamuoyu önündeki ilk iletişim sınavını başarılı biçimde geçti. Kastım “zarf kısmı”, yani sunum ve iletişim.

Bunun iyi örneği, Merkez Bankası Başkanı Ağbal, iletişimde ilk kez şunu değiştirdi; Erdem Başçı döneminde başlatılan 3 soru alıp tek bir sepette yanıtlama gibi ‘kaçak güreşen’ alışkanlığı değiştirdi, tek tek soru alıp yanıtladı. Bu iletişimde önemli bir ‘mesafe azaltma’ sayılır.

Ancak “mazruf” kısmı zaman içinde test edilecek. Bu yönde çok da güçlü bir beklentim olmasa da.

Açıklanan 2021 Para ve Kur Politikası metni ise fazladan şişirilmemiş, kısa ve özetti.

Ancak, kararlılık ifadeleri fazlasıyla güçlü biçimde vurgulansa da politika hedefleri konusu muğlak kalıyor. Söylem “kararlılık”, “fiyat istikrarı”, “sıkı duruş” vurgulu Ortodoks görünse de hedeflerin mutedil olduğu çok açık.

Merkez Bankası’nın yüzde 5 enflasyon hedefi olsa da Ağbal’ın vurgusu yüzde 9.4’lük Merkez Bankası enflasyon tahminine oldu. Bunu çapa olarak önümüze bıraktı.

Ağbal, sorum üzerine bunun “ara hedef” olduğunu vurguladı.

Öyle görünüyor ki; Merkez Bankası enflasyon hedefi değil, tahminini hedefliyor olacak. Yakın geçmişte de altı çizilen politika buydu. Öyle ki ne hedefi ne tahmini tutturacak bir politika çerçevesi olmadığı gibi, tersine düşük belirlenmiş politika faizinin bile bir puan altında ortalama fonlama yapılan, aşırı kredi genişlemesine yol verilen para politikaları uygulaması izlenmişti.

Ağbal’ın çizdiği tabloda, Ankara’nın yüzde 9-15 aralığında bir enflasyona razı olduğunu anlıyoruz. Bunu da Ortodoks olarak nitelemek pek doğru olmaz.

Bir tarafta kuru dizginlemek, diğer tarafta ise enflasyonun ‘çok yakıcı olmayan’ bir patikada olmasını sağlamak. Ankara’daki siyasi hedef ve arzuların gölgesinde “idare eden” bir Merkez Bankası görünümü olacak.

Ağbal’a Cumhurbaşkanı’nın önceki başkanı görevden alması hatırlatılarak bu konuda önceden bir ‘mutabakat’ olup olmadığı sorulunca verdiği yanıt, eline Merkez Bankası Yasası’nı alarak, yasadaki görevin “fiyat istikrarı” olduğunu vurguladı.

Ağbal’ın, oturduğu koltuğun siyasetçe belirlenen kapasitesinin farkında olduğu çok açık. Muhtemelen bu kriz koşullarında da siyasi beklentinin de “mevcut yıkıma uğramış koşulları daha da çatlatmadan korumak” olduğu da.

Ağbal’a şu üç soruyu sordum:

Birincisi, konuşmasına şeffaflık ve öngörülebilirlik vurgusu yaptığı için, kurumsal itibarın sağlanması açısından daha önce yanlış kararları alan Para Politikası Kurulu üyelerinin orada oturmaya devam edip etmeyeceklerini sordum.

Öyle ya; para politikasında çizdikleri çerçeve ile döviz krizini yaratan koşulları oluşturan, bankaları kredi vermeye zorlayan karşılık politikası uygulayan, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini eritip 47 milyar dolar açık pozisyona çeviren, bunu örtüleyip saklayan kararlara imza atan bir kurulla çalışıyor Ağbal. Yanlış kararları alan bu kurulun alacağı kararların güven sağlayacağını iddia edebilir mi?

İkincisi; Swap işlemlerinin bankanın bilançosunda ve istatistiklerinde şeffaf biçimde gösterilecek miydi?

Üçüncüsü de madem hedef yerine tahminler hedeflenecekti, acaba Merkez Bankası’nın tepki fonksiyonu ne olacaktı? Çünkü “güçlü göstergeler oluşana kadar” sıkı duruş gösterileceği vurgulanıyordu.

İlk soruma, yoğun olarak çalıştıklarını, kurumsal olarak tüm mensupların çaba göstereceğini vurgulayıp, soruma net bir yanıt vermedi. Ama genel söyleminin ötesine geçip kurula sahip çıkan bir duruş da sergilemedi.

İkinci soruma, Merkez Bankası’nın daha şeffaf ve hesap verebilir olacağını, verileri elden geçirip bunu sağlayacaklarını, swapları ise daha kısa sürede açıklayabileceklerini söyledi.

Son soruma ise yüzde 5’lik enflasyon hedefine bağlı olduklarını, kararlı olduklarını, Cumhuriyet’in 100’üncü yıldönümünde yüzde 5’e ulaşmayı hedeflediklerini, yüzde 9.4’ün bir “ara hedef” niteliği olduğunu vurguladı.

Öne çıkanlar

2021’deki politika çerçevesine dair benim öne çıkardığım noktalar şunlar:

  1. Merkez Bankası artık arka kapı politikaları ile kur düzeyini ya da yönünü belirlemek için rezervlerini eritmeyecek. Döviz alım ya da satışı olursa bunu kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşacak. “Ekonomik temellerden kopuk” hareketler görüldüğünde alım ya da satım yapabilecek.
  2. Uygun koşullar oluştuğunda, döviz girişleri döviz alımı yapılabileceği (muhtemelen alım ihaleleri ile) vurgulandı. “Uygun koşullar”, cari denge ve finans hesabı ile ters para ikamesi gibi koşullarda iyileşme, sermaye girişi ve birey ile şirketlerin döviz bozdurması gibi unsurların güçlenmesi demek. Enflasyon ve beklentilerin de olumlu bir patikaya girmesinin ön koşul olduğu vurgulandı.  
  3. Merkez Bankası’nın politikaları 2021’de yüzde 5’lik enflasyon hedefini değil, 2021 için yüzde 9.4’lük enflasyon tahminini tutturacak bir duruşta olacak.
  4. Banka portföyünde bulunan 2021’de itfa edecek olan 16.1 milyar TL’lik devlet tahvilini yeniden alarak yenilemeyecek. Toplam portföy miktarı en yüksek 64 milyar TL seviyesini geçmeyecek. Bunun anlamı, likidite repo ve swap yolu ile verilecek.

Sonuç şu: Ağbal’ın sınavı Para Politikası Kurulu kararlarında görülecek. Geçmiş Merkez Bankası söyleminde çokça söylenen, bu toplantıda da tekrarlanan “sıkılık”, PPK kararında ortaya çıkacak. Ancak şunu tekrar not düşeyim; yüzde 5’lik hedefi değil, yüzde 9.4’lük tahmini hedefleyen bir merkez bankasının “yeterince sıkı” olmayacağı bugünden bellidir.

Uğur Gürses