Gastroekonomi

Gürcistan şaraplarının hikayesi

30 Nisan günü Sabiha Apaydın Gönenli’nin Gürcistan Şarap Derneği ile birlikte düzenlediği “Georgian Wine in Focus”- Gürcistan şarapları üzerine Masterclass- toplantısındaydım.

Sunumu yapan ise tanınmış şarap uzmanı ve yazarı Robert Joseph idi. Kendisi de Gürcistan’da K’AVSHIRI markasıyla her bölgeden, farklı üzüm cinsleriyle ve farklı tekniklerle şarap üretiyor.

Robert Joseph

Joseph, sunumuna “Neden Gürcistan?” diyerek başladı. Dört ana başlıkta anlattı: 8 bin yıllık kadim bir geçmişi var, Kvevri gibi geleneksel yöntemlerle üretilerek geldi, 500 civarında eşsiz üzümlerin olduğu bir coğrafyada üretiliyor, muhteşem yemek uyumu var.

Şarapta en çekici olan unsurun hikayesi olduğunu en baştan vurguluyordu.

Toplantıyı izleyenler arasında, Türkiye’nin en büyük iki üreticisi başta olmak üzere şarap üreticileri, ithalatçılar, dağıtımcılar, şarap perakendecileri, şefler, lokantacılar, winemaker’lar, sommelier’ler, sektör uzmanları, yani profesyoneller vardı.

Gürcistan, Kvevri olarak bilinen, geleneksel olarak yere gömülü küplerle şarap üretimi yapma hikayesiyle tanınan bir ülke. Ama Robert Joseph, toplam şarap üretimindeki payının bugün yüzde 5’i geçmediğini anlatıyor. ‘Kvevri’lerin, Gürcistan şarabı için bügün payının küçük, ama 8 bin yıldan gelen hikayesi için payının büyük olduğu çok açık.

Kvevri
Kaynak: wine.gov.ge (LEPL National Wine Agency)

Joseph, Gürcistan’da 55 bin hektarlık bir alanda, 1200-1800 adet şarap bağı olduğunu, şarap üretiminin yüzde 75’inin beyaz, yüzde 25’inin ise kırmızı olduğunu anlattı. Üzüm cinslerine göre ağırlıklı dağılım ise yüzde 43’ü Rkatsitel, yüzde 33 Saperavi, yüzde 24 diğer cinsler.

Bağ alanlarının önde geleni Kakheti bölgesi. Şarap üretiminin yüzde 76’sı bu bölgede yapılıyor. Rkatsitel ve Saperavi üzümleri bu bölgede. Yüzde 14’lük bölümü ise Karadeniz’e yakın İmereti‘de. Yüzde 4’lük bölümü ise Kartli‘de.

Kaynak: winesofgeorgia.com

Gürcistan OIV verilerine göre, 2024 yılında 236 milyon litre şarap üretti. (Türkiye aynı yıl 64.8 milyon litre üretti). Küresel çapta 16. büyük üretici.

2024 ihracatı ise 94.7 milyon litre. (Türkiye ise 6.4 milyon litre ihracat yapmış)

Gürcistan 72 ülkeye yaptığı ihracatın karşılığında da ise 276 milyon dolar gelir sağlamış. Gürcistan’ın Ulusal Şarap Ajansı’nın raporuna göre, şarap dışında diğer alkollü içkilerin ihracatı da 48 milyon litreye ulaşıp, buradan da 389 milyon dolar gelir sağlanmış. Böylece, üzüm bağlarından içki ihracatına ulaşan kanalda 565 milyon dolarlık dış alem geliri yaratılmış. Aynı rapora göre, bu Gürcistan tarihinde rekormuş.

Aynı coğrafyada üzüm üreten iki ülkeden biri Gürcistan gibi ‘bağın hakkını veriyor’, diğeri ise elindeki potansiyelle ‘mış gibi’ yapmaya devam ediyor.

Yine aynı OIV veri setinden hareketle, Gürcistan bu üretimi ve ihracatı 48 bin 500 hektarlık alandan çıkarırken, Türkiye sekiz kat daha büyük 402 bin hektarlık alandan, 10 milyon doları geçmeyen ihracat yapıyor.

BM Comtrade 2024 verilerine göre, Gürcistan’ın ihracatının yüzde 66’sı Rusya’ya, yüzde 6’sı Polonya’ya, yüzde 5’i Ukrayna’ya, yüzde 4’ü Kazakistan’a, yüzde 3’ü ABD’ye gidiyor.

Türkiye’nin Gürcistan’dan yaptığı ithalat 2024’te 1.7 milyon dolar olurken, Gürcistan’ın ihracatında yüzde 1’lik pay tutuyor.

Gürcistan, Sovyetler Birliği içinde ana tedarikçi bir saha iken, 1991’den itibaren de bağımsız bir ülke olarak, bugünlerde Rusya’nın 1.2 milyar dolarlık şarap ithalatının (2021 verisi) yüzde 10’unu sağlıyor.

Gürcistan’ın 2006’da NATO ve Batı ile yakınlaşması nedeniyle, Rusya’nın “pestisit ve diğer zararlı maddelerin tespit edildiği” gerekçesiyle 7 yıl süreyle Gürcistan’dan şarap ithalatını yasaklamasına karşın, üretim sektörü zorluklar iflaslar yaşasa da yeni yollar bulup ayakta kalmış.

Şimdi de yeniden Rusya yanlısı-Batı karşıtı bir iktidar şaibeli bir seçimle iş başında. Yeni iktidar AB müzakere sürecini 2028’e kadar askıya aldığını açıklayınca sokak protestoları başlamıştı. Oysa yapılan anketlerde AB üyeliğine taraftar olanların oranının yüzde 80’lere ulaştığı görülüyor.

2024’ün başlarından itibaren Britanya’ya ihracat artmış. Bu artış şu açıdan önemli olarak görülüyor; küçük ama kaliteli şarap üreten üreticiler daha yüksek fiyatlarla Avrupa’ya ve Britanya’ya satış yapar hale gelmiş. Oysa Rusya’ya giden büyük bir kesim oldukça ucuz fiyatlarla gidiyormuş.

Eğer Gürcistan’daki hükümetin bu tavrı devam ederse AB üyeliği ve de şarapların AB pazarlarına girişi olanaksız hale gelecek.

Gürcistan Şarap Derneği Başkanı Tina Kezeli de yaptığımız görüşmede bunu dile getirdi.

Tina Kezeli

Bir kamu dairesi statüsünde Ulusal Şarap Ajansı olan Gürcistan’da, kamunun şarap üretimine desteği ilk noktadan başlıyor, bağlardan.

Şaraplık üzümlerin önde gelenleri üzerinden taban fiyat uyguluyor. Düşük fiyattan satmak zorunda kalan üzüm üreticilerine taban fiyat farkını ödüyor. Dolu mu yağdı, bağlar hasar mı gördü? Hemen hasar gören üzümler satın alınıp devletçe alkol üretiminde kullanılıyor.

Türkiye’de ise 3-5 şarap üreticisi, kaybolan üzüm bağlarını satın alıyor ya da o bağların sahiplerine alım garantisi vererek ayakta tutmaya çalışıyor. Ama dünyanın başka yerinde olsa “old vine” kategorisinde pahalı şarap üretmeye can verecek asma omçaları, bizde köklenip odun pazarlarına sunulurken kamunun tarım politikasını yürütenler umursamıyorlar.

Dönelim sunuma…

Fotoğraf: Ezgi Çiftçi

Sunumda tadım da yapıldı. Sorular da geldi. Yemek eşleşmeleri de soruldu. Robert Joseph Gürcistan mutfağını işaret etti. Şarapların yemeklerle çok iyi gittiğini anlattı. Özellikle de ‘amber’-turuncu olanının..

Tadım sırasında -şarap uzmanı değilim- en çok hoşuma giden, çok eski zamanlara uzanan, ama soyu tükenme eşiğinde olup canlandırılmaya çalışılan Kisi cinsi üzümden kvevri üretimiyle yapılan amber şarap oldu.

Toplantıda sunum sonrası yapılan açık tadımın sonlarına doğru, toplantı mekanı olan Salt Galata’da yer alan Neolokal’in mutfağından gelen nefis keşkek, tadıma renk kattı.

Fotoğraf: Ezgi Çiftçi

Güçlü bir şarap, belli ki kıvamlı bir yemekle eşleştirilmiş. Nitekim Gürcülerin loboi’su da fasulye ezmesi özü ile kıvamlı bir sofra unsuru.

Asıl hoş bir sürpriz olan tarafı ise o an farkında olmadığımız kültürel buluşma tarafında.

Gürcistan’ın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsil Listesi’nde (2013) yer alan Kvevri‘de üretilen amber şaraplar ile Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsil Listesi’nde (2011) yer alan keşkek, bu nitelikleriyle biraraya getirilerek damaklarda buluşmuş oldu.

Kültürel alışveriş bu değil miydi?

Sabiha Apaydın Gönenli şimdi bu buluşmayı, Türkiye şarapları için Gürcistan Şarap Derneği ile işbirliği içinde uluslararası arenaya taşıma çabasında.

Sabiha Apaydın Gönenli

Umarım şarap üreticileri ve diğer paydaşları, 2024’te Jancis Robinson’un işaret ettiği gibi “birlikte hareket etme” konusunda yeni bir yola girerler. Bireysel çabalar, yerini kolektif eyleme dönüşüp daha da güçlenir. Kamu desteği ise artık ‘yeni bahara’ kalıyor.

Uğur Gürses

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.