İstanbul Ticaret Odası (İTO) şubat başında yeni bir endeks açıklamıştı. “İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi”.
2023 bazlı yeni bir fiyat endeksi,12 ana grupta 493 maddeyi ölçüyordu.
NielsenIQ ‘nun yaptığı hane halkı tüketim araştırması ile belirlenen grup ve ağırlıklarla veri toplanıyordu.
İTO’nun yeni indeksini hazırlayan Bilim Kurulu, Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elçin Aykaç Alp, Milli İstihbarat Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurullah Gür, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Kaya ve Dr. Barış Soybilgen’den oluşuyordu.
Bu endeksin tanıtım toplantısına gitmiş, sorular sormuştum.
Malum 1995 bazlı İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi yakın zamana kadar önemli bir ışık tutsa da tüketim kalıpları ve ölçülen madde sayısının yetersiz kaldığı açıktı. Ancak buna rağmen o ölçekte bile, önemli bir ‘kılavuz’ olmuştu. Özellikle de enflasyonun patladığı dönemde, özellikle de TÜİK’in şeffaflığı azalttığı bir dönemde.
1995 serisi yayımlanmaya devam ediyor.
Ancak yeni 2023 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi en başından aksak ve eksik başlamıştı.
En başta, -toplantıda da söylemiştim- alt endekslerin açıklanmamasının büyük bir eksiklik olduğu idi. Aylık ve yıllık fiyat değişimleri yüzdelik bazda açıklanıyordu. Sonradan endeksleri de yayımlamaya başladılar. (Ama tüm endeks serisini -son 12 ay harici- göremiyoruz) Ayrıca Gıda-kira-toplu ulaşım gibi temel alt endeksler açıklansa idi temel geçinme koşullarına dair ışık tutucu olabilecekti. Ayrıca mal ve hizmet gruplarını gösterir alt endekslerin de yayımlanması iyi olacaktı.
İTO yetkilileri bu eleştirilerin not edildiğini ve dikkate alınacağını söylemişlerdi.
1 Temmuz günü, Haziran fiyat endekslerinin yanı sıra sessiz sedasız web sitesine bir açıklama konuldu.
Açıklama, “Kalibrasyon güncelleme çalışması bilgi notu” başlığı taşıyordu. Öğreniyoruz ki, imzasız bu notu “İTO Akademik Bilim Kurulu” yayımlamış. Yani endeksi hazırlayanlar.
Açıklamada ne deniyordu?
“…Akademik Bilim Kurulu, normalizasyon (önceki yılın aralık ayı referans alınarak gerçekleştirilen 100’leştirme – ‘unchaining’) ve zincirleme yöntemleri/işlemleri özelinde kalibrasyon ve güncelleme yapılması ihtiyacının ortaya çıktığını tespit etmiştir” denilerek başlanan açıklamada, şu vurgulanıyor:
“İlk olarak, kayısı, kiraz ve şeftali gibi mevsimsel özellikler gösteren ürün kalemlerinin baz yıl ile indekslenmesi sürecine ilişkin indeksin yazılım ayağında bazı iyileştirmeler yapılması gerektiği anlaşılmıştır. İkinci olarak ise, indeksi oluşturan kalemlerin geçmiş değerleri arasında yüksek seyreden ve farklılaşan enflasyon eğilimlerinin, bazı kalemlerin indeks hesaplamalarında diğer kalemleri belli oranda baskılamasına neden olduğu ve bunun düşük de olsa belli etkilere yol açtığı görülmüştür. Eski tüketim sepetine kıyasla yenilenen sepette mevsimselliğe konu olan mal sayısının artması ve ülkemizde bahar aylarında yaşanan don felaketlerinden kaynaklı olarak aydan aya yüksek fiyat geçişlerinin oluşması, mevsimsellik ve normalizasyona ilişkin kalibrasyon ve güncelleme ihtiyacının ortaya çıkması noktasında belirgin bir rol oynamıştır.”
Açıklamanın ana teması, mevsimsellik-don felaketi ve ortalamada da pek de ölçümün değişmediği gibi odağa oturtulurken, asıl hikâyenin istatistikte “yüzleştirme” denilen (‘unchaining’) işlemin yapılmamasından kaynaklandığı anlaşılıyor. Zira açıklamanın en başında da bunun ne olduğuna değinilmeden geçiştirilmiş. Güncelleme ihtiyacından çok, ‘unutulan yüzleştirme işleminin ikmal edilmesi’ dense daha doğru olurdu.
Yüzleştirme, bir fiyat serisinde, ağırlıkları farklı olan alt kalem endeks seviyelerinin manşet enflasyona zaman içinde katkısının orantısız hale gelmemesi için uygulanıyor.
Ağırlıkları yüksek kalemlerin endeksleri zaman içinde görece yüksek hale geldiğinden, o kalemlerin manşet enflasyona (genel TÜFE’ye) katkısını da orantısız artırıyor. Bu da manşet enflasyonun, alt kalemlerin ortalamasından sapmasına yol açıyor. Buna da “yanlılık” deniyor.
Yüzleştirme ile alt endeksler de 100’e sabitlenerek her kalemin katkısı yalnızca ağırlığı ve fiyat artış oranına bağlı tutuluyor.
Bariz şekilde endeksi-fiyat artışlarını yanlış hesaplamışlar. Oysa en başında bu konularla ilgili farklı kurumlarla iletişim halinde bu endeksi hazırlamış olsalar, görüş alsalar, endeksleri-alt endeksleri en başında kamuoyu ile paylaşmış olsalar bu bariz yanlış yapılmayacaktı muhtemelen.
İTO’nun bu yeni endeksinde yaptıkları bu bariz hataya ‘kalibrasyon’ gibi bir ‘elbise’ giydiren ‘Bilim Kurulu’nun yayımladıkları notta kamuoyundan özür dilemesi, hata yapıldığını vurgulaması beklenirdi.

İşin daha ilginç tarafı, enflasyon beklentilerinin çok önemli olduğu bir süreçte, yanlış hesaplama ile ‘bir çuval inciri berbat’ etmiş oldukları çok açık. Yaşanan bu süreç, enflasyon bekleyişlerini yönetmeye çalışan Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi için de ‘gürültü’ demek.
Olan yeni endeksin itibarına oldu. İTO için de kötü bir deneyim.
Umarım bu bariz hatayı web sayfalarına gömülü örtülü imzasız açıklamalarla geçiştirmek yerine, daha ayrıntılı ve özeleştiri içeren bir notu “Bilim Kurulu” imzasıyla anlatırlar. Yine umulur ki; yüzleştirmeyi unutanlar hataları ile yüzleşirler.
Uğur Gürses

Meraklısı için “yüzleştirme” için bir örnek aşağıda:
Tamamen hayali bir tüketici endeksi üzerinden, farklı ağırlıkları olan 5 alt kalemden oluşan bir fiktif TÜFE olduğunu varsayıyoruz. Aralık 2024’e gelindiğinde ulaşılan alt endekslerden hareketle, Mayıs 2025’te yüzdelikli fiyat artışlarını baz alarak, yüzleştirme yapmadan TÜFE yüzde 2.689 hesaplanırken, en sağ sütunda yüzleştirme yapılarak hespalanan TÜFE yüzde 2.575 çıkıyor. Nasıl hesaplandığı da sütun başlarında gösterildi.


Bu önemli detayı farkedip çoğunluğun anlayabileceği bir dille kamuoyunun dikkatine sunup farkedilmesini sağlayabilecek nadir ekonomi yorumcularından birisiniz. Çok teşekkürler.