Uncategorized

Stand-up show at Davos

Talking about Turkey’s economy is like a stand-up show. Turkey’s Central Bank is as independent as the Fed, says the Finance Minister. This comparison can be uttered because of the mood created in Ankara where the government commands the economy. But even in regimes of command economic, there is interdict and logic.

to continue to read my article, please click on the following link below:

Stand-up show at Davos

Uncategorized

“Exhausted growth” cannot carry the country to 2023

Both the consumption and investment data in the third quarter show a tendency toward “exhausted growth” in the private sector. I wrote at the end of October that this is the picture of weak, anemic growth. The economy is out of energy. With the economy in this weak and feeble state, Ankara cannot carry the country politically to 2023.

to continue to read please click on the following link below:

“Exhausted growth” cannot carry the country to 2023

Uncategorized

Desperate economic propaganda

The “orchestrated” issue on the agenda last week was an effort to form public opinion about punishing comments on economy by jail sentences and monetary fines. Stories in newspapers were followed by a speech by Economy Minister Berat Albayrak the next day, who wanted to lay “thought infrastructure” for this.

to continue to read please click on the following link below:

Desperate economic propaganda

cinsiyet eşitliği, Uncategorized

Bir örgüte üye yazıldım

Bir örgüte üye yazıldım, hatta kurucusuyum; yardım ve yataklık da edeceğim.

Bu örgüt, 40 erkek ve 1 “elebaşı” kadından oluşuyor.

Bu 40 erkek, 1 kadının arkasına saklanmış da değil. Yanındalar.

40 erkeğin derdi şu: Türkiye’deki cinsiyet eşitsizliğini azaltmak.

Örgüt: YANINDAYIZ Derneği

logo (1)

 

Ekran Resmi 2018-09-25 22.07.31

Kurucusu ve dün de yönetim kurulu üyesi olduğum YANINDAYIZ Derneği’nin hedefleri şöyle:

HEDEFLERİMİZ
Bu amaç, değerler ve strateji çerçevesinde aktif savunuculuk yapacağımız öncelikli hedeflerimiz:

Kadına ve çocuğuna yönelik şiddetin sonlandırılması
İnsan yaşamı ve onurunun temel hak olduğundan hareketle kadına ve çocuğuna yönelik bedensel, ruhsal, toplumsal ve ekonomik şiddetin son bulması doğrultusunda çalışacak, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının artırılması
Yasalardan okul kitaplarına ve kitle iletişimine dek kullanılan dilin toplumsal cinsiyet ayrımcılığını teşvik eden unsurlardan arındırılması, eşitlikçi ve adil bir dil geliştirilmesi için çalışacak, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

Kadınların karar alma süreçlerine katılımının artırılması
Başta Medeni Kanun olmak üzere kadınların yasal kazanımlarının geliştirilmesinin yanı sıra, kadınların hiçbir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmadan, siyasal, toplumsal ve ekonomik hayattaki tüm karar alma süreçlerinde yer alması, kadın milletvekili, bakan, yönetici oranlarının yüzde 50’ye çıkarılması için çalışacak, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

Eğitimde cinsiyet ve fırsat eşitliği
Kız çocukları ve kadınların eğitimin her tür ve kademesine fazladan emek ve bedel gerekmeden katılması, okuma yazma bilmeyen ve ilköğretimi tamamlamamış kadın sayısının sıfıra düşürülmesi, engellerin ortadan kaldırılması için çalışacak, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

Ev emeğinde ortaklık
Ev emeğinin, çocuk yetiştirme ve yaşlı bakımının kadın ve erkeğin ortak sorumluluğu haline getirilmesi için, özellikle erkekleri hedefleyerek farkındalık oluşturacak kampanyalar, projeler üretecek, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

İş hayatında daha çok kadın
Kadınların iş hayatına, ekonominin her alanına etkin katılımı, kadın istihdamının yükseltilmesi, kadınların orta ve üst düzey yönetim kademelerine, karar süreçlerine erişimleri önündeki “cam tavan” engelinin kalkması, eşit işe eşit ücret uygulamasının yaygınlaşması, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi için çalışacak, mevcut çalışmaların yanında olacağız.

 

Daha fazla bilgi için:

YANINDAYIZ Derneği

Websitesi: http://www.yanindayiz.org

Instagram: @yanindayizdernegi

Facebook: @yanindayizdernegi

Twitter: @yanindayizder

Linkedin:  https://www.linkedin.com/company/yanindayiz-dernegi/

#yanindayiz

 

 

 

Uncategorized

“Kör gözüm parmağına” politikası

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile yerleşiklerce gerçekleştirilen ihracatta, ihracat bedelleri “ithalatçının ödemesi sonrası doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilecek veya getirilecek”. Ayrıca, bu süre 180 günü geçemeyecek, ilave olarak da bu bedelin en az yüzde 80’i TL’ye çevrilmesi zorunluluğu getirildi.

Ayrıntıları merak edenler gazetelerdeki haberlere ve Resmi Gazete‘ye bakabilir.

En baştan şunu not edelim; sokakta fısıltı gazetesi ile “sermaye kontrolü getirilecekmiş” dedikoduları ile baş etmek için olabildiğince serbesti eğiliminde olması gereken Ankara, tersine “getir şu dövizleri” atmosferiyle kambiyo serbestisini geriye sarıyor.

Bu karar öncesinde ne oluyordu? İhracat yapan şirket kazandığı dövizi istediği biçimde, istediği yerde tutuyordu. Hani ödemeler dengesinde “net hata noksan” artıyor, nereden geliyor bu paralar dediğimiz hikaye var ya tam da orası. Dövizini yurtdışında tutan ihracatçı ara malı ithalatı yine yurtdışı mevduat hesabından öderse “bilinmeyen bir giriş var” diyorduk.

Dönelim alınan karara…

Deneyimli olanlar bu kararın ilk günden işlemeyeceğini bilir; böyle zora koşulan ihracatçı dövizi getirir, TL’ye çevirir ama aynı anda bu dövizi satın alır ve geri götürür. Buna engel yok. Geçmişte bu zorunluluk vardı; “birebir işlem” adı altında ve aynı kur üzerinden döviz geri alınır ve yurtdışına transfer edilirdi.

Örnekleyelim; ihracatçı dövizini Türkiye’deki bir bankaya getirir (ya da orada tutuyordur) 6.70’lik kur üzerinden döviz alım belgesini kestirir, yine 6.70 üzerinden dövizini satın alır ve isterse yurtdışındaki banka hesabına transfer ettirir.

Eskiden döviz satışlarında binde 1’lik  kambiyo gider vergisi uygulanıyordu; şimdi o da yok. Yani birebir işlem maliyetsiz yapılabilir. Not düşelim ki bu “birebir” işlem banka ve ihracatçı arasındaki ticari ilişkiye bağlı; herkese uygulanacak bir durum değil. Sonuçta, büyük ihracatçılar işini görür, küçükler TL’ye dönüp kalır. Bu ne açıdan önemli? Eğer ihracatçı aynı zamanda üretim girdisi ithalatçısı ise dövize dönmek gerekir, hatta dövizde durmak gerekir. Küçük olanlar TL’ye dönüp, sonra döviz satın almak zorunda kalacak. Aynı “birebir” aynı kurdan dönmeleri zor olacağı için zarar edecekler.

“Geçmişte bu zorunluluk vardı” dedim evet; ne zaman mı kaldırıldı? 2008 küresel krizinin öncü dalgaları hissedilirken 2008 Şubat ayında kaldırıldı.

Kazandığınız dövizi ne yapacağınızı devlet söylüyorsa “kambiyo rejimi” açısından kısıt var demektir. Eskiden olan bir kısıt 2008’de kaldırılıyor, ama 2018’de yeniden getiriliyorsa kıyısından köşesinden kambiyo rejimi kısıtlanıyor demektir.

Hükümetin doğru olan teşhisi şu; yurttaşlar dövizi yastık altında, kasada tutmaya başlıyor, ihracatçı da muhtemelen dövizlerini yurtdışı bankalarda tutuyor olmalı.

Her iki eğilimin arkasında yatan da güvensizlik.  Bir taraftan “ekonomik saldırı altındayız”, “dış güçler bizi yıkmak istiyor” söylemi yükseltiliyor, bir taraftan da ekonominin kural ve kurumlarını çalıştırmayıp “ezber bozacağız”, “paradigma değişti” diyerek “her an her şey olabilir” düşüncesi yer ediniyor zihinlerde.

İşte bu yüzden son bir ayda bankalardaki döviz hesapları 7.9 milyar dolar azaldı. Bunu “vatandaş döviz bozdurdu” diyenlere de şunu sorun “o zaman TL mevduatlar ne kadar arttı?” Bunun yanıtı ise sadece 4.4 milyar dolar karşılığı TL mevduat artışı var. Bunun içinde birkaç milyar dolar karşılığı eden kamunun erkene çekilmiş maaş, ikramiye ödemeleri de var.

Ekonomide atılması gereken adımları atmayıp, nedenlerle değil sonuçlarla kavga etmek; yel değirmenleri ile savaş gibidir. Tersine etki yaratır.

Hükümetin de şu ana kadar yaptığı da o.

“Dövize saldırarak oralardan döviz alma yoluna gitmeyin…Bu milleti ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değil, sanayicinin tüccarın da görevidir. B planını C planını uygulamak zorunda kalırım bunu da böyle bilesiniz” dediğinizde vatandaş bankaya koşar, ihracatçi dövizini yurtdışında tutar.

Ağır çekimde tren kazasına, içinde yolcu olarak tanık oluyoruz…