2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, para politikası, siyaset

Bütçe açığına banknot matbaası çözümü

Durgunluk ve maliyet şoku içinde Ankara’nın adım atarak bir ekonomi politikası çerçevesi ortaya koymasını bekleyen iş kesiminin aldığı karşılık şu oldu; para basılacak.

Seçim sonrasında elindeki iki büyük metropolü muhalefet ittifakına kaybeden, ama İstanbul sonucunu beğenmeyip YSK eliyle yenileten ve yeniden büyük farkla kaybeden iktidarın ekonomi politikasında temel adımları atamayacağını, “maceracı” yollara başvuracağını düşünüyordum. Bunun doğrulanması uzun zaman almadı.

Merkez Bankası’nın bilançosunda geçmiş yılların kârından ayrılan ve “ihtiyat akçesi” olarak duran 46 milyar TL’lik rezerve el atmak için düzenleme yapılacağı Reuters tarafından duyuruldu.

Peki buna neden ihtiyaç duyuldu? Beş ayda yıllık hedefe yaklaşan bütçe açığını kapatmak, daha da fazla harcayabilmek için. Peki bütçe açığını Merkez Bankası kaynaklarıyla, daha doğrusu Merkez Bankası’nın bastığı parayla kapatmak bizi nereye götürecek? Basamak basamak ilerlediğimiz gibi: Enflasyon-devalüasyon döngülü 90’lı yıllara.

Merkez Bankası bir devlet kurumu değil, özel hukuk tüzel kişiliği olan bir kurum. Bildiğimiz anonim şirket. Kamu kimliği, çoğunluk hissesinin Hazine’de olmasından. Diğer şirketlerden farkı, olağanüstü bir imtiyazının olması; para basma yetkisinin Meclis tarafından çıkarılmış bir yasa ile bu anonim şirkete verilmiş olmasında.

Merkez Bankası’nın bir taraftan yasa ile kendisine verilen görevleri var, bir taraftan da faaliyetlerinde her anonim şirket gibi kurallara uyuyor. Kâr elde ettiğinde vergisini ödüyor; her yıl elde ettiği kârdan da yasa gereği ihtiyat akçesi ayırıyor.

Parasal ihtiyat

İhtiyat akçesi, Merkez Bankası yasasına göre yıllık kârından ayrılır, dağıtılmaz. Brüt kârın yüzde 20’si “ihtiyat akçesi”, vergi karşılığı ayrıldıktan sonra kalan miktar üzerinden de yüzde 10 “fevkalade ihtiyat akçesi” ayrılır.

 Şirketler hukukunda olması bir tarafa, yasasına ihtiyat akçesi oranları konularak kâr dağıtımının bu yolla azaltılmasının, fren konulmasının amacı; yasa koyucu tarafından, para basma imtiyazının temel bir bütçe finansman kaynağı olarak görülmemesidir. Parasal bir ihtiyattır.

Özel şirketlerde, “ihtiyat akçesi” ortaklara dağıtılmamış önceki yıllar kârıdır. Zarar olan yıllarda bu ihtiyat akçesinden karşılanabiliyor. Denildiği gibi “kefen parası”. Ancak Merkez Bankası için “kefen parası” değil, zira onun, başkaları için “kefen parası” olan parayı basma yetkisi var.

Eğer ekonomide işler kötü gidiyorsa şirketler kesiminin kârı azalır, zarar eder. İşler kötüye gittiğinde Merkez Bankası ise genelde kâr eder.

İktidarlar Merkez Bankası kaynaklarına el atıyorsa para basılıyor demektir. Bu da aslında şirketlere zarar ve bireylere yoksullaşma getirir; banka, bir nevi ekonomik birimlere “kefen dikiyor” demektir.

Daha önce bu satırlarda aktarmıştım: banka 2018’de brüt 66.8 milyar TL kâr elde etmiş, bundan 10.6 milyar TL vergi karşılığı ayrılmış, 13.3 milyar TL “ihtiyat akçesi”, 5.3 milyar TL de “fevkalade ihtiyat akçesi” olmak üzere toplam 18.7 milyar TL karşılık ayrılmıştı.

Bütçe açığının tamamı

Bu ayrılan 18.7 milyar TL’lik karşılık; 15 mart tarihinde, bankanın bilançosunda geçmiş yıllardan biriken 27.5 milyar TL’ye ilave edildiğinde toplam karşılık 46.2 milyar TL’ye çıkmıştı.

Geçen yıl bütçeye gelir kaydedilen kamu bankaları ve Merkez Bankası’ndan elde edilen temettü gelirlerinin toplamı 12.4 milyar TL idi. Bunun bütçe gelirlerini içindeki payı yüzde 1.65’i idi.

Bu yıl kamu bankalarından bütçeye aktarılan bir kâr yok. Merkez Bankası’ndan aktarılan tutar 38.1 milyar TL. Bunun, 2019 boyunca “beklenen” bütçe gelirlerine (880 milyar TL) oranı yüzde 4.3 şimdiden. Bütçe gelirlerinin de 880 milyar TL’yi bulacağı şüpheli.

Şimdi gelelim, 46 milyar TL’lik ihtiyat akçesinin de bütçeye gelir olarak aktarılması halinde ne görüneceğine; bu durumda beklenen bütçe gelirlerine oranı yüzde 9.5 olacak.

2019 yılında 84 milyar TL’sı temettü ve ihtiyat akçesi olmak üzere, ayrıca 10.2 milyar TL de kurumlar vergisi olarak ödeyen Merkez Bankası toplamda 94 milyar TL’lik bir nakdi Hazine’ye aktarmış olacak.

Ekim ayında Cumhurbaşkanı’nın damadı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından hazırlanan Yeni Ekonomik Program’ın (YEP) parçası olarak 2019 bütçesinde öngörülen 80.6 milyar TL’lik yıllık bütçe açığını 94 milyar TL’lik Merkez Bankası’nın bastığı para ile kapatılmış olacak. 

Para basarak bütçe açığının kapatılmasının hiçbir ülkeye fayda getirmediği, tersine zarar getirdiği geçmiş deneyimlerle de bilinmesine rağmen.

Uğur Gürses

2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, para politikası

Bas bas paraları Hazine’ye…

2019 Bütçesi Meclis’e sunuldu. Toplam gelir tahmininin, yüzde 17.4 artışla bütçeye konulduğu görülüyor. Muhtemelen ekonomik küçülmeyle enflasyon artışının altında bir gelir sağlanacağı varsayımı var.

Ama öte tarafta, bir kalem var ki en gerçekçi gelir tahmini şu: “KİT ve Kamu Bankalarından Temettü gelirleri” kaleminde 24 milyar TL’lik tahmin.

Bu kalem aslında neredeyse tamamıyle Merkez Bankası’nın yıllık kazancından Hazine’ye aktarılan temettüden oluşuyor.

2019 bütçesinde 24 milyar TL’nin içinde kamu bankalarından temettü geliri için öngörülen tutar 20 milyar TL. Tüm zamanların rekoru olacak bu.

2018’de bütçeye gelir kaydedilen tutar ise 12.3 milyar TL olmuştu.

Yani yüzde 61.9’luk bir artıştan bahsediyoruz.

Peki 2019’da Merkez Bankası Hazine’ye 20 milyar TL “kemiksiz” temettü aktaracaksa bilanço hesabında net kâr olarak ne göreceğiz?

Yaptığım hesaba göre; 2018 sonunda Merkez Bankası’nın vergi ve karşılıklar öncesinde net kârı yaklaşık 35 milyar TL olacak. Bundan yine hatırı sayılır bir kurumlar vergisini Maliye kasasına yatıracak; yaklaşık 5 milyar TL.

Karşılıklar ayrılıp, personele de küçük bir temettü ödedikten sonra Merkez Bankası net 20 milyar TL’yi Hazine’ye temettü olarak Nisan 2019’da ödeyecek.

Ekran Resmi 2018-10-25 00.53.27

Tahminim: 2018 boyunca Merkez Bankası TL işlemlerden dolayı yaklaşık 23 milyar TL kâr elde ederken, yabancı para işlemlerden dolayı da döviz alım-satım kazancı olarak 12 milyar TL elde edecek. Böylece net kârı 35 milyar TL olurken; net olarak Hazine’ye 20 milyar TL temettü aktaracak.

İşte bütçeye konulan en gerçekçi tahmin bu; devletin Merkez Bankası eliyle para basma imtiyazının geliri, yani senyoraj geliri.

2018’de uzunca bir zaman sonra (2009) TL işlemlerden elde ettiği kâr, döviz işlemlerinden elde ettiği kârı geçmiş olacak.

Merkez Bankası’nın TL işlemlerden gelecek kârı geçen yıl 7.5 milyar TL iken bu yıl 23 milyar TL’ye çıkıyor; çünkü hem faizleri ikiye katladı, hem de fonlama miktarı arttı. Döviz işlemlerinden gelen kârı geçen yıl 13 milyar TL iken bu yıl yine benzer bir seviyede; 12 milyar TL’de görünüyor.

Bu durum aslında; döviz kaynaklarındaki kurumanın ve TL’deki sıkışmanın da belirgin bir işareti.

Merkez Bankası’nın 2017 karının yüzde 35’i TL işlemlerden yani TL basma faaliyetinden elde edilen gelir iken, 2018’de bu tam tersine dönüyor; yüzde 65’ine karşılık gelecek.

Ekran Resmi 2018-10-25 00.37.25

Bu tablodan şu çıkıyor; Merkez Bankası’nın kârındaki patlama varsa “masanın karşı tarafında” yani şirketler kesiminde ve nihai olarak ekonomide işler epey kötü demektir.

Bütçede de, 2019’da beklenen toplam gelirin yüzde 2’sinden fazlası, hele 5 milyar TL’lik kurumlar vergisi potansiyelini de hesaba katarsak neredeyse yüzde 3’e yaklaşan oranda Merkez Bankası’nın bu “para basma” imtiyazı ile elde ettiği gelirden oluşuyor. Bu da son yılların rekoru olacak.

Ya da tersinden bakalım; kabaca 80 milyar TL’lik bütçe açığının dörtte biri kadar bir bütçe geliri “para basma mekanizmasından” geliyor.

Ekran Resmi 2018-10-24 23.45.21

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg