Merkez Bankası bugün, yılın son Enflasyon Raporu’nu açıkladı. Buna göre 2024’ü yüzde 44’le, 2025 yılını da orta noktası yüzde 21 olmak üzere yüzde 16 ile yüzde 26 aralığında tahmin ettiğini açıkladı.
Birinde 6 diğerinde 7 puanlık yukarı yönlü revizyon yapıldı.
Süngüler düşmüştü.
İzlenimlerim şöyle:
1. ‘Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer’ duruşu sergilediler. Önceki tahminlerde 2024’te yüzde 38 öngördükleri, ama bu raporda yüzde 44 olarak tahmin ettikleri enflasyondaki 6 puanlık sapmanın, para politikasının etkisiz kaldığı ‘meyve sebze fiyatları’ kaynaklı gıda fiyatlarındaki 1.6 puanlık sapma başta olmak üzere, ama sapmanın ana omurgasından 3.9 puanı da enflasyonun ana eğilimi ve beklentilerdeki gerilemenin bir önceki Rapor öngörülerinden yavaş gerçekleşmesi ile başlangıç koşullarındaki güncelleme nedeniyle ortaya çıktığını anlatıldı.
Özetle, enflasyon konusunda beklentilere dair politika yapıcıların geride kalan süreçte beklentilerinin çok iyimser kaldığını anladıkları görülüyor. Hane halkı ve reel kesimin beklentilerinin yönetilmesinin hafife alındığı açık. Bu konuda daha önce de yazmıştım; mali piyasada kanama durdurulsa da uygulanan programa toplumun desteği olmadı. Bunda da ana neden, geçim koşullarının oldukça zorlaşması ve başta asgari ücret olmak üzere reel gelirlerin erimesi, asgari ücret ayarlamasına da yarı yılda gidilmemesi geliyor.
İyileşmiş hali ile birlikte bile hane halkının bir yıl ileriye dönük enflasyon beklentisi yüzde 67 iken, mali piyasa oyuncularının beklentisi yüzde 27’de. İki kattan fazla bir uçurum var.
İşte bu yüzden aşağıda 3. maddede ayrıntılandırdığım çerçevede, her ne kadar IMF bürokratları ileriye dönük endeksleme ile asgari ücretin belirlenmesi gerektiğini (enflasyon hedefi ile uyumlu) vurgulasalar da hükümetin geriye endekslemeye daha yatkın olacağının belirdiğini düşünüyorum.
2025 yılında da yüzde 14’ten yüzde 21’e 7 puanlık revizyonun ana nedeni de atalet ile gıda fiyatları ve elektrik fiyatlarındaki ayarlama olmuş.
2. Altı çizilen vurgu şu oldu; talep koşulları zayıflıyor, bunun da enflasyonun gerilemesine ivme vereceği görülecek.
3. Asgari ücretle ilgili sorulara Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın verdiği yanıtta şunlar dikkat çekici; “Asgari ücret artışının iktisadi faaliyetinin görece zayıfladığı dönemde geçişkenliği daha düşük oluyor” diyordu.
Akçay, “Ücret dağılımında düşük vasıflı çalışanların ücretlerinin dağılımda zarar görmemesi için artışın enflasyona zarar vermeyeceğini öngörmek lazım” diyor, devamında da diğer ücretlerdeki artışın asgari ücretin gerisinde kalacağını vurguluyordu. Buna dair öngörülerin de düşük zamları gösterdiğine dikkat çeken Akçay, “Bu enflasyon için olumlu.
İlave olarak da şunu vurguladı; “Şunu söylemekte de fayda var, bir noktada illa ki ileriye dönük endekslemeye geçmeliyiz. İleriye dönük endeksleme devreye girmek zorunda. Konjonktürün de uygun olduğu kanaatindeyim”
Benim çıkardığım özet şu; ekonomide talep zayıflarken asgari ücrete geriye dönük endeksleme ile (Son 12 aylık enflasyona dayalı) asgari ücret artışı yapılması enflasyonu azdırmayacaktır.
İşin ilginç tarafı Ankara’daki temaslarım sırasında ekonomi yönetiminde bu açının kabulüne dair eğilimin olduğunu gördüm. Şöyle bakılıyor; özel sektör firmalarının önemli bir bölümünde yılın ikinci yarısında ücret ayarlamaları yapıldı. Dolayısıyla bu yılbaşında yapılacak ayarlamaların dozu düşük olacak. Asgari ücret ve etrafında ücret alanların ücret ayarlamaları geçmiş enflasyona göre yapılsa bile bunun ekonomide genel fiyatlara geçişkenliği düşük olacak.
Akçay’ın değerlendirmesinin de bu bakışın ana omurgası, birleşik bir parçası olduğunu anlıyorum.
Akçay’ın ilaveten vurguladığı konuda ise ileriye dönük endekslemenin yapılmasının iyi olacağı idi. Yani, ‘bu koşullarda geriye endeksleme öldürmez ama ileriye dönük yapılsa iyi olur’ duruşu var Ankara’da.
Bu tablo, politik karar vericilerin ise toplumdaki tepkiyi dikkate alarak geçmiş enflasyon hesabına dayalı asgari ücret artışına gideceklerini düşündürüyor.
Daha ayrıntılı olarak bakmak isteyenlere, Enflasyon Raporu’ndaki kutulardan “Enflasyon Ana Eğilim Göstergelerine Dair Bir Değerlendirme” başlığı altındakini öneririm. Burada özetle,
“Talep koşulları fiyat artışının büyüklüğü yanında genele yayılımı üzerinde de etkili olmaktadır (Grafik 6). Nitekim, çıktı açığı ile yayılım endeksi arasında belirgin bir pozitif ilişki söz konusudur (Grafik 7). Çıktı açığının negatif değerler aldığı ekonomideki soğuma dönemlerinde tüketici fiyat artışlarının geneleyayılımı da azalmaktadır.

İçinde bulunulan dönemde de talep koşullarındaki normalleşme ile birlikte yayılım endeksinde yavaşlama söz konusudur (Grafik 6). Analizler çıktı açığının negatif seviyelere geçmesiyle, önümüzdeki dönemde fiyat artışlarının yayılımının daha da güç kaybedeceğine işaretetmektedir.” deniliyor.
4. Merkez Bankası 2025 yılının üçüncü çeyreğine kadar, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon patikası telaffuz etmek istemediler. Üçüncü çeyrekten sonra yüzde 1.5 ve altı denildi. Sütten ağzı yanan yetkililer, temkine sarılmış görünüyor.
5. Tüm tablo, Merkez Bankası’nın Ocak ayından önce faiz indirme eğiliminde olmadığını düşündürüyor. Kasım ve aralık enflasyonlarına bakıp, ilk toplantıda, yani Ocak ayında faiz indirmesi mümkün. Ancak ekonominin genelinde yılsonu ücret ve fiyat ayarlamalarının etkisinin Ocak ayında görüleceği dikkate alınırsa bu zamanlamanın Şubat toplantısına da kalabilieceği görülür.
Öyle ya Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan‘ın da açıkladığı gibi; 2024 sonu için yapılan önceki yüzde 42’lik tavan enflasyon tahminine Ocak ayında, yüzde 38’lik tahmine Mart ayında ulaşılacağı düşünülürse ‘bugünkü sıkılık varsayımı’ ile bu tahminlerin kurgulandığı da dikkate alınırsa Şubat’tan önce faiz indirmeleri mümkün olmaz.
Son özetim şöyle; toplumun desteğini almayan bir programda, enflasyon beklentileri yönetilemedi. Bu da ataleti besledi. Bundan çıkış için asgari ücret artışının IMF’nin dediği gibi değil, kayıpları onarıcı yönde en azından gerçekleşen enflasyon oranında yapılması kaçınılmaz. Bunun da yapılması için konjonktürel ortamın uygun olduğu teknik olarak da görülüyor.
Uğur Gürses

