Bankacılık, Ekonomi

İşsizlik Fonu’nun parası bakanlıktan habersiz aktarılmış

Yazdığım İşsizlik Fonu parasının kamu bankalarına sermaye olarak aktarılması Meclis’e de taşındı; en başta Garo Paylan olmak üzere, Durmuş Yılmaz da bu konuyu soruları ile Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gündeme getirdi.

Bu konu komisyonda hazır bulunan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu’ya soruldu.

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, bu işlemden bakanlığın haberinin olmadığını söyledi: “Bu bahsedilen işlem Hazine ve Maliye Bakanlığının bilgisi dâhilinde yapılan bir işlem değildir. İki kurum kendi inisiyatifleriyle beraber bu işlemleri yapmışlardır.”

Aşağıda tam tutanak metni var; Aksu’nun sözlerinin altını ben çizdim.

Yani İşsizlik Sigortası Fonu’nun parası bakanlığın bile haberi olmadan bu kadar devasa bir sermaye amaçlı operasyonu iki taraf (kamu bankaları ve Fon) anlaşarak yapmış! Kanuna aykırı olduğu yönündeki itiraza verdiği yanıt ise evlere şenlik: “BDDK ve SPK onayladı”.

Oysa aynı saatlerde Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın bu konudaki soruyu teyit ederek şöyle yanıt veriyordu:
“Kamu fonları devletin içerisinde zaman zaman farklı yerlerde kullanılmıştır. 

TBMM Tutanakları

3 Ekim 2018 tarihli TBMM Plan Ve Bütçe Komisyonu tutanaklarının 109. Sayfasından:

…/…

BAŞKAN – Sayın Aksu, Sayın Bakan Yardımcımız, Sayın Paylan’ın sormuş olduğu soruya ilişkin elinizde bir bilgi var mı? Bilgi varsa söz vereyim, yoksa vermeyeceğim.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Cevap vereyim.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Efendim, biliyorsunuz, bizim Bankacılık Kanunu’muzda sermaye benzeri kredi veyahut sermaye benzeri işlemler var. Bunlar genel olarak bankacılıkta tier 1, tier 2, birinci sınıf, ikinci sınıf sermaye benzeri işlemler olarak nitelendirilebiliyor. Bu bahsedilen işlem Hazine ve Maliye Bakanlığının bilgisi dâhilinde yapılan bir işlem değildir. İki kurum kendi inisiyatifleriyle beraber bu işlemleri yapmışlardır.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – İşsizlik Sigortası Fonu mu yaptı?

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Evet, İşsizlik Sigortası Fonu’nun, biliyorsunuz, bir yönetim kurulu var. Dolayısıyla bu iki kurum kendi aralarında bu işlemleri yapabilirler. Bu işlemler sonuçta bir kredi de olabilir…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Ama kanun dışı.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yok, kanun dışı değil. Sonuçta yapılan iş…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Hayır, kanun dışı.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Yani İşsizlik Fonu’nun gelirlerine baktığımızda, tahviller ve 3 kamu bankasına mevduat yapabilir.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yalnızca mevduat yapabilir.

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Bendeki bilgi bu şekilde ve Hazine ve Maliye Bakanlığının yönlendirmesiyle yapılan bir işlem de değil, bilgisi dâhilinde olan da bir işlem değil. Sonuçta iki kurum birbirlerinin kâğıtlarını alıp satma konusunda serbestler. Bu, Sermaye Piyasası tarafından onaylanmış, aynı zamanda BDDK tarafından da onaylanmış işlemlerdir.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Buna bir itirazınız yok?

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yani kanunsuz bir işlemin…

BAŞKAN – Efendim, sadece şunu söylüyor: “İşsizlik Fonu’nun kanununa aykırı bir işlemdir.” deniliyor. Onu da tabii ki ilgili kurum…

HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCISI BÜLENT AKSU – Yani SPK ve BDDK onayı alınarak yapılmış bir şey.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Aksu, anlaşılmıştır.

Reklamlar
Bankacılık, Ekonomi

Borsadan al İşsizlik Fonu haberini

Ulaştığım veriler, İşsizlik Fonu’nun elinde tuttuğu Hazine tahvillerinin satılarak kamu bankalarının sermaye benzeri fon sağlamasında kullanıldığını kesinleştirdi.

Bakın nasıl?

Geçen günkü yazımda 3 kamu bankasının apar-topar sermaye benzeri tahvil ihracı yaparak sermaye yeterlik oranlarını toparlamasında, ihraç edilen bu tahvilleri kimin aldığının şeffaf olmadığını yazmıştım.

Bankacılık çevrelerinde kabaca 11 milyar TL büyüklüğündeki bu tahvilleri olsa olsa ancak İşsizlik Sigortası Fonu’nun alabileceğinin konuşulduğunu da.

Bu tahvillerin faizinin ne olduğu ve alanın kim olduğu açıklanmamıştı.

İki soru vardı:

  1. Kendi yönetmeliğine göre İşsizlik Sigortası Fonu’nun bu tahvilleri alma olanağı yoktu. Peki nasıl olmuştu da Fon yönetmeliği delerek satın almıştı?
  2. Fon bu tahvilleri satın alacak 11 milyara yakın likiditeyi nereden bulmuştu?

Birinci soru hala yanıtlanmayı bekliyor.

İkinci sorunun yanıtını buldum

Borsa İstanbul (BİST) Borçlanma Araçları Piyasası verilerine göre; üç ayrı günde tahvil pazarında “takas dışı” işlem olarak devasa büyüklükte işlem tescilleri yapıldığı dikkat çekiyor. Dikkat çekiyor; çünkü hem işlemler uzun vadeli tahvillerde çok büyük hacimde, hem de piyasa dışı faizlerle tescillenmiş.

21, 24 ve 26 Eylül tarihlerinde vadeleri 2023 ile 2027 arasında olan toplam 11 milyar TL’lik uzun vadeli tahvil tescili yapılmış. Aşağıdaki tabloda da yer alıyor; tesciller yüzde 9-10’luk faizler üzerinden yapılırken, cari piyasa faizlerinin bu tahviller için yüzde 20’lerde olduğunu görüyoruz. Yani tescil, piyasa dışı faizlerle yapılmış.

 

Ekran Resmi 2018-10-08 10.55.48

Örneğin 21 Eylül’deki işlem hacminin dörtte biri bu “piyasa dışı faizlerle” tescil ettirilen satışlardan oluşuyor.

İki unsur dikkat çekiyor;

Birincisi, “piyasa dışı faizlerle” yapılan satış tescillerinin toplamı şöyle:

21 Eylül’de 3.012 milyon TL,

24 Eylül’de 5.167 milyon TL,

26 Eylül’de 2.867 milyon TL

Bunların toplamı da 11.047 milyon TL yapıyor.

Dikkat çeken şu: Kamu bankalarının aynı dönemde yaptığı tahvil ihracına denk düşüyor.

Halkbank 2.979 milyon TL

Vakıfbank 4.993 milyon TL

Eximbank 2.901 milyon TL ihraç yaptılar.

Nasıl? Örtüşüyor değil mi?

Hani pelesenk sözle “büyük resme bakıp” bağlantıyı görün.

Karmaşık bulanlar için özeti şu: kamu bankalarına sermaye benzeri bir fon girişi sağlamak için “büyük bir birader” elindeki Hazine tahvilinin satışını tescil ettirmiş.

 

Ekran Resmi 2018-10-08 10.54.56

Tamam ipucunu yakaladık.

İkinci dikkat çeken de o zaten. O ipucu şu:

Bu 2023 ile 2027 vadeli tahvilleri kimlerin aldığında.

Hazine ihaleleri verilerini eştiğimizde buluyoruz.

Örneğin 21 Eylül’deki toplamı 3.012 milyon TL yapan 2024, 2025 ve 2026 vadeli bu tahvillerin ihraçları için yapılan Hazine ihalelerindeki  “rekabetçi olmayan faizle kamu kuruluşlarına yapılan satış” verilerinin ağırlıklı ortalama faizini buluyoruz: Bingo!!!

Bingo: Yüzde 10.20 !!!

Peki 21 Eylül’deki satış tescilinde geçen faiz ne? Yüzde 10.20!!

Hazine ihalelerinde “Rekabetçi olmayan faizle satış” yani ihalede oluşacak ortalama faizle satış hangi “kamu kurumuna” yapılıyor? Bildiniz:  İşsizlik Sigortası Fonu 

Bu veriden sonra şurası artık kesin: Bu tahvilleri satan da satış tescilini de yaptıran da İşsizlik Sigortası Fonu. Şurasını bilmiyoruz; bir aracı mekanizma kullanarak parasını “repo yapar gibi” kamu bankalarının tahvil ihraçlarına dolaylı olarak mı aktardı? Yoksa doğrudan mı yatırdı?

Şu soru da akılda kalmasın: Peki satış tescili neden “piyasa dışı” fiyatla yapıldı? Şundan; İşsizlik Fonu’nun elindeki kağıtları alış faizi ile satarak zarar yazdırmamak için olmalı.

Sonuç şu: İşsizlik Fonu’nun parası “yan yol” açılarak kamu bankalarına sermaye yapılmış. Kamuoyundan da saklanarak.

Uğur Gürses

 

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

 

 

2018 Ekonomik Krizi, Bankacılık, Ekonomi

McKinsey’in ilk işi bu muydu?

Geçen haftanın su yüzüne çok çıkmayan ama bankacıların bile “bu ne yahu?” diye konuştukları bir gelişme kamu bankalarının tahvil ihraçları idi.

Hafta içinde birkaç gününün içine sığan bir hızda 3 kamu bankası;  Halkbank, Vakıfbank ve Eximbank tahvil ihracını ilan edip, satışı tamamlamlayıp 10.8 milyar TL sağladılar.

“Tahvil ihracı”nın amacı üç kamu bankasına sermaye konması. Neden bu hız? Çünkü 30 Eylül bilançosunda sermaye yeterliği oranını yüksek göstermek istiyorlardı.

Peki nasıl, ne için, ne kadar, hangi yöntemle, kime satmışlar?

Bu soruların bazılarını biliyoruz; bazıları bilinmiyor.

Tablo şöyle:

Ekran Resmi 2018-09-29 22.31.57

Üç banka kaşla-göz arasında neredeyse Hazine’nin bir ayda üç-beş ihalede topladığı borçlanma tutarı kadar bir borçlanmayı iki günde yapıverdiler; toplam 10.8 milyar TL.

Öyle bir hız ki en çarpıcısı Eximbank: 24 Eylül Genel Kurul kararı alınmış, 25 Eylül’de Yönetim Kurulu kararı ile SPK’ya gidiyor. Aynı gün onay alıyor. Umarım SPK bu hızı özel bankalara ve kurumlara da gösterir.

Bu tahvillerin vadesi belli ama faiz oranı ve satışın kime yapıldığı belli değil.

“Nitelikli yatırımcı” olarak tanımlanan yatırımcı tipi kurumsal yatırımcıları işaret eder. Bankalar, sigorta şirketleri, yatırım fonları, varlık yönetim şirketleri bu tanım içine girer.

Amacın, bu bankalara sermaye benzeri bir fon girişi sağlayarak muhtemelen çok düşen sermaye yeterlik rasyolarını yukarı çekmek olduğu çok açık.

Anlaşılmayan tarafı şu: Zorunluluk olmasa da bu yaklaşık 11 milyar TL’yi masaya koyan “nitelikli yatırımcının” kimler olduğu şeffaf biçimde açıklanmalıydı.

Bu yapılmadığı için; bu ihraç edilen tahvillerin İşsizlik Sigortası Fonu’na satılmış olabileceği söylentisi yayıldı.

Böyle bir yol izlendi ise bunun nasıl yapıldığına dair soru ve sorunlar var demektir.

İşsizlik Fonu bunu yapabiliyor mu?

“İşsizlik Sigortası Fonu Kaynaklarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine bakılırsa devlet tahvili, repo ve kamu bankalarında mevduat dışında yatırım yapılması olanaksız.

Fon ayrıca yatırımları nedeniyle elinde bulunan devlet tahvillerini borç verebiliyor. Fon’un elinde de epey tahvil var.

Bu durumda, İşsizlik Fonu’nun bankaların ihraç ettiği tahvilleri alması olanaksız. Ama diğer yollar kullanılmış olabilir.

Şeffaflık olmadığı için sorular soruları izliyor:

  1. ilk olasılık; acaba İşsizlik Fonu elindeki tahvilleri Varlık Fonu’na borç vermiş olabilir mi? Varlık Fonu da bu tahvilleri repolayıp elde ettiği parayı kamu bankalarının sermaye açığını gideren bu tahvil ihraçlarına yatırmış ve kamu bankalarını sermayelendirmiş olabilir mi?
  2. İkinci olasılık; İşsizlik Fonu repoya para yatırabiliyor. Dolayısı ile yine kamu bankalarınca ya da Varlık Fonu aracılığı ile oluşturulan özel bir mekanizmayla, İşsizlik Fonu “özel mekanizmaya” parasını yatırıp repo yapar, “özel mekanizma” ise kamu bankalarınca ihraç edilen bu “sermaye benzeri tahvilleri” satın alır.

Dönüp dolaşıyoruz; Hazine’nin 2018’in ilk 8 ayında yaptığı 40 milyar TL’lik net borçlanmanın dörtte biri kadar büyüklükte üç kamu bankasının iki günde iharç edip sattığı 10.8 milyar TL’lik tahvilleri kimin nasıl aldığı açıklanmaya ve şeffaflığıa ihtiyaç duyulan bir durum

Bu “muğlak” tahvil ihracı sır gibi saklanırsa getireceği daha olumsuz şayialar ve sorular piyasayı dört dönecektir.

Örneğin şunun gibi: İşsizlik Fonu’nun repoya nakit yatırma ya da tahvil borç verme, “özel bir mekanizma” yoksa acaba nihai fonlayıcı Merkez Bankası mı oldu?

ilk durumla bu son olasılık arasında epey fark var; birincisinde sistemde olan fon sistem içinde el değiştiriyor. İkincisinde ise “monetizasyon” benzeri bir etki yapıyor. Yani Merkez Bankası’nın nihai olarak İşsizlik Fonu’na repo yapması demek. Yani parasal büyüklükler açısından iç varlık genişlemesi demek.

Her halükarda yan yollardan geçerek İşsizlik Fonu’nun parası kullanılmışsa hem ücretlerinden kesildiği için, hem de nihai olarak bu fonların yararlanıcısı olarak işçilerin parasıyla devlet bankasına sermaye konmuş demektir. Onlara sormadan.

Kaptı-kaçtı gibi son dakikada şeffaflık içinde yapılmadığı için bu sorular birbirini izleyecek.

En doğrusu: Ankara’da ekonomi yönetiminin bir açıklama yapması.

Eğer Ankara İşsizlik Fonu’na da el atmışsa normalda Hazine kesesinden kamu borç stokunu artıracağı biçimde olması gereken bir işi de örtülü hale getirmiş demektir.

Güncel tartışmaların ışığında şu soru da akla gelmiyor değil:

Ankara’ya danışmanlık vermeye başlayan McKinsey’in ilk ele alıp mekanizmasını kurduğu iş bu mu oldu?

Kamu borç stokunu artırmadan yan cepten kamu bankalarına bu sermaye artırım modelini mi kurdu?

Uğur Gürses

 

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg