Ekonomi, gündelik iktisat, istatistik, siyaset, Uncategorized

Milli gelirdeki artış oranı ne?

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 15 Haziran günü Twitter’daki hesabından şunu yazdı: “Türkiye’nin gayri safi milli hasılası 2002’de 230 milyar dolarken bugün 786 milyar dolara yükseldi. 3.5 kat arttı
İktisatçı Prof. Dani Rodrik ise Twitter hesabından yanıtladı: “Eminim bakan Şimşek reel ve cari arasındaki farkı biliyordur. Gayri safi milli hasıla %63 arttı %350 değil” dedi.
Bu konudaki yazışmanın ana noktası buydu.

Bakan Şimşek “Ben üst düzey yatırım bankalarında ve uluslararası kurumlarda ekonomist olarak 15 yıldan fazla çalıştım ve reel bazda kişi başına düşen gayri safi milli hasıla kullanmadım” dedi ama, yaptığı hatayı örtemezdi bu sözler.
Bakan Şimşek, siyasete girmeden önce Merrill Lynch’de analist olarak çalışıyordu. 2007’de siyasete atıldı, milletvekili ve bakan oldu.
Bu konuda çok önceden de yazmıştım; teknik niteliği olan uzmanlar siyasete atılınca ‘o elbiseyi’ kaçınılmaz olarak giyiyorlardı.
Rodrik haklı. Belli bir dönemdeki milli gelir artış hesabını, cari fiyatlarla milli geliri alarak yapamazsınız. Hele ki bizim gibi yüksek enflasyon yaşayan bir ülkede. Şimşek bunu yapmıştı. 2012’deki milli gelirin dolar karşılığını 2002’deki dolar karşılığı ile oranlıyor “3.5 kat arttı” diyordu.

Bunu anlamak için basit bir örneğe bakalım;

2002’deki GSYH’nın 100 olduğunu ve 2012 yılına kadar ekonomik büyümenin her yıl sıfır olduğunu kabul edelim. 2002-2012 arasındaki birikimli enflasyon yüzde 142 olmuş.
2002-2012 arsaında dolar kurundaki değişim ise sadece yüzde 9.2 olmuş.
Şimdi milli geliri dolar cinsinden hesaplayalım…
2002=100, TL/dolar= 1.6345 GSYH=100/1.6345= 61.1
2012=242, TL/dolar=1.7826 GSYH=242/1.7826= 135.7
Görüldüğü gibi; 10 yıl boyunca sıfır büyümeye sahip olan, ama yıllık ortalama yüzde 10.5’e yakın enflasyonu olan bir ülkede cari fiyatlarla GSYH ‘büyüyecektir’. Döviz kuru da yavaş seyretmişse (enflasyondan daha düşük bir artış oranına sahipse) nominal milli gelirin dolar karşılığı da büyümüş olacaktır. Örnekte olduğu gibi. Ekonomi hiç büyümemişken, enflasyon ve kur etkisiyle GSYH iki katından fazla büyümüş görünmektedir.
İşte bu yüzden, çıkıp da “milli gelir 10 yılda yüzde 122 büyüdü” (135.7/61.1) demiş olsaydım, birinin “şaka mı yapıyorsunuz?” demesi kaçınılmazdır. Ama bunu bir bakan söylüyorsa vahim bir durumdur.
Dani Rodrik, Mehmet Şimşek’e yanıt verirken şu verilerin linkini de eklemişti. Bu verilerin tablolaşmış hali aşağıda.

10 Yılda GSYH büyümesi yüzde 63, kişi başı GSYH artışı ise yüzde 43. Mehmet Şimşek’in hesabındaki “artış oranı” da GSYH’nın dolar karşılığındaki yüzde 242’lik (3.5 kat)  artış  olarak tablonun en altında yer alıyor.

Sonuç: 10 yılda kişibaşı GSYH yüzde 43 arttı. Yıllık artışların ortalaması ise yüzde 3.8

GSYH  GSYH GSYH GSYH
Milyar Milyar Kişi Başı Kişi Başı
TL $ TL (Yıllık %)
1998 Fiy. Cari Fiy. 1998 Fiy.
2002                  73                     232                1,099   
2003                  76                     303                1,142    3.9%
2004                  84                     392                1,233    8.0%
2005                  91                     483                1,320    7.1%
2006                  97                     529                1,394    5.6%
2007                101                     649                1,442    3.5%
2008                102                     730                1,434    -0.6%
2009                  97                     614                1,346    -6.1%
2010                106                     731                1,450    7.7%
2011                115                     774                1,554    7.1%
2012                118                     795                1,574    1.3%
10 Yıllık değişim: 63% 243% 43%
Yıllık ortalama >> 3.8%

Kaynak: TÜİK, IMF

2011 Sonrası veriler tahmin

Reklamlar
demografi, Ekonomi, eğitim, siyaset

Ekonomiye akil adam aranıyor…

ygs5

Dilini konuşamayan, okuduğunu anlamayan çocuklar bizim…Grafik gösteriyor ki; her yıl geriye doğru gidiyor…

Bakan Avcı’nın odasına bir tablo daha çıktı…

Olacağı söyleyeyim; evet ileride de çocukların ellerinde akıllı telefonlar olacak, Facebook ve Twitter’a girecekler. Olasılıkla Google gözlüklerle kesecekler etrafı…Geçen gün Bakan Babacan’ın yaptığı gibi  o zaman o koltukta oturacak bakan da bununla övünecek…Ama teknoloji üreten değil, kullanan ve başka ülkelerin çocuklarının yarattığı katma değere bedel ödeyen, tasarrufları yetmeyen ve cari açığını bir türlü kapayamayan bir ülke olmaya devam edeceğiz.

Siyasetçilerimiz ve devletle iş yapan işadamlarımız “2071’de ilk on ekonomiye gireceğimizi” anlatacak gelecekteki nesillere…

Bugünün politikalarına akil adam bulamazsak…

siyaset

Dünya silah tüccarları ve pazarın müşterileri kim?

Dünya silah pazarını kim elinde tutuyor? Pazarın silah arz edenleri ile müşterileri kim?
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) 2012 raporunu yayımladı. TAZE Rapor burada
2008-2012 dönemindeki beş büyük konvansiyonel silah satıcısı ülke ve küresel silah ihracatındaki payları şöyle:
1. ABD % 30
2. Rusya % 26
3. Almanya % 7
4. Fransa % 6
5. Çin % 5
Raporda, son 20 yılda ilk beşte yer alan Britanya’nın ilk kez ilk 5 dışına düştüğü belirtiliyor.
Çin, silah satışını deyim yerindeyse ‘patlatan’ bir ülke olmuş: 2003-2007 döneminden 2008-2012 dönemine gelirken yüzde 162 artış sağlamış. Payı da yüzde 2’den yüzde 5’e çıkmış. SIPRI, Çin’in satış patlamasını Pakistan’a bağlıyor.

Avrupa ülkelerinin krizden etkilendikleri için siparişleri azalttıkları da not ediliyor.

İtalya ve Hollanda, F-35 siparişlerini azaltmış. Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya ‘ikinci el’e yönelmiş.

Suriye satın aldığı silahların yüzde 71’ini Rusya’dan almış. 

Yunanistan’ın silah alımları 2003–2007 döneminden 2008–2012 dönemine yüzde 61 azalmış. En büyük 4. silah ithalatçısı iken 15. sıraya düşmüş.  2006–2010 arasında Yunanistan, Almanya’nın sattığı silahların en büyük müşterisi, Fransa’nın ise üçüncü büyük alıcısıymış.

Orta Doğu tüm dünya silah ithalatının yüzde 17’sini yapıyor. Orta Doğu’nun ithal ettiği silahların da yüzde 17’si Türkiye’ye ait.

Sonuç olarak Türkiye’nin tüm küresel silah alıcıları içindeki payı yüzde 2.89 demek.

silah