2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, enflasyon, finansal okuryazarlık, gündelik iktisat, para politikası

“Gıcır banknotlara” ne oldu?

Mayıs-Haziran aylarında Merkez Bankası’nın piyasaya sürdüğü nakit para (banknot) miktarı 145 milyar TL düzeyinde seyrederken Ağustos’ta 180 milyar TL’ye patlamış, buradan da kimileri “karşılıksız para mı basıyorlar?” kaygısına kapılmıştı.

Ağustos ayında bir yazı yazarak bunun öyle olmadığını, kamu maaş ödemeleri ve ilk defa verilen emekli ikramiyeleri için yapılan ödemeler ile kurbanlık için her yıl ortaya çıkan nakit talebinin karşılanmasından başka bir şey olmadığı anlatmıştım.

“Karşılıksız para basıyorlar” kaygısına kapılanların bir gerekçesi de “ATM’lerin hep gıcır para veriyor” olmasıydı. Bu da normaldi; para talebi artıyorsa Merkez Bankası bunu karşılamak için Banknot Matbaası’nda bastığı ama depolarında tuttuğu yeni basılmış banknotları piyasaya sürecekti.

Peki ne oldu sonra? Bakalım:

Emisyon miktarı Ağustos ayından sonra beklendiği gibi hızla gerilemiş.

Ocak başına gelindiğinde bu düşüş 50 milyar TL’yi bulmuş: 180 milyar TL’den 129 milyar TL’ye. Öyle ki her iki bayramın da öncesi bir seviyeye.

Daha fazlası 3 Ocak itibariyle emisyon miktarı, geçen yılın aynı tarihindeki emisyonun sadece 2 milyar TL üzerinde. Aradan geçen bir yılda yüzde 20’lik bir enflasyon olduğu hesaba katılırsa piyasada dolaşımdaki kağıt para miktarı reel olarak küçülmüş durumda. Buradan da bir kriz fotoğrafı elimize tutuşturulmuş oluyor.

Ekran Resmi 2019-01-06 20.38.43

Emisyon hareketinin banknot düzeyinde değişimi ise şöyle:

Hani “gıcır para aldık hep ATM’lerden” diyenler iyi okusun.

Merkez Bankası Ağustos ayında nakit para talebini karşılamak için ilaveten 54 milyon adet 200’lük banknot (10.8 milyar TL ediyor), 150 milyon adete yakın da 100’lük banknotu (15 milyar TL ediyor) piyasaya sürmüş. Bu kadar büyük bir sayıda kağıt para çok doğal olarak “ilk defa gün yüzü gören” banknotlardan oluşmuştur.

Ekran Resmi 2019-01-06 20.45.07

Ama daha sonra bu banknotların yeniden sisteme döndüğü, yani Merkez Bankası’ndaki “depoya” döndüğü görülüyor.

Ekran Resmi 2019-01-06 20.40.53

Ekran Resmi 2019-01-06 20.40.23

Dikkat çeken şu: Emisyon hızla gerilese de, görece 100’lüklerin daha azaldığı, yerlerine 200’lüklerin ikame edildiği görülüyor. Bu da normal çünkü ekonomik durgunlukla para talebi azalırken, yüzde 20 artan fiyatlar nedeniyle aynı mal ve hizmetleri satın alabilmek için daha büyük banknotlara ihtiyaç duyuyoruz artık.

Ekran Resmi 2019-01-06 21.09.43

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

Reklamlar
Ekonomi, para politikası

Piyasaya sürülen banknotlar karşılıksız mı?

Bayramda Merkez Bankası’nın artan nakit talebini karşılamak için piyasaya banknot sürmesini “banka karşılıksız para mı sürüyor?” diye karşılayanlar oldu. Bunun yanlış olduğunu anlatalım.

Merkez Bankası’nın yarattığı ve piyasaya sürdüğü paranın ölçüsü PARA TABANI‘dır.

Para Tabanı terimi “Emisyon + Bankaların Merkez Bankası’nda tuttuğu mevduattan” oluşur.

Para tabanı tutarı 17 Ağustos Cuma kapanışı itibariyle 204.9 Milyar TL‘dir.

Açılımı da: 180.7 milyar TL Emisyon + 24.2 milyar TL Banka Mevduatıdır

Diyelim ki nakit para talebi bu tablonun üzerine yine 10 milyar TL arttı; bu durumda, Merkez Bankası’nın açık piyasa işlemlerinden hiçbir şey yapmadığı varsayımı ile Emisyon=190.7 milyar TL olur, Banka mevduatı da= 14.2 milyar TL’ye düşer. Yani bankalar Merkez Bankası’nda tuttukları mevduattan nakit çekmiş olur. Bunu da ATM’lerine yerleştirirler.

Eğer bankaların mevduatı nakit talebine yetişmezse ne olur? Merkez Bankası Açık Piyasa İşlemleri ile bankalara para verir; ne karşılığında? Bankaların elinde bulunan devlet tahvilleri karşılığında repo yapar. Ya da teminat olarak tutarak da. Yani karşılıksız para basılmaz.

İşte buradan en kritik soruya geliyoruz:

Soru şu 204.9 milyar TL’lik Para Tabanı’nın kaynağı nedir? Yani Merkez Bankası bugüne kadar yarattığı paranın kaynağı nedir? Ne karşılığı bu para piyasaya sürülmüştür?

Para Tabanı tanımının kaynakları şöyledir:

PARA TABANI= NET İÇ VARLIKLAR + NET DIŞ VARLIKLAR

Anlamlı şudur: Merkez Bankası parayı döviz veya altın karşılığında mı yarattı, yoksa “iç varlık” yani kredi vererek mi?

Tekrar sayılara dönelim:

Merkez Bankamızın 17 Ağustos itibariyle 204.9 Milyar TL‘lik Para Tabanı’nın karşılığı şöyledir:  173.6 milyar TL NET DIŞ VARLIK, 31.3 milyar TL NET İÇ VARLIK.

Yani Merkez Bankası’nın yıllar içinde piyasa sürdüğü 204.9 milyar TL’nin yüzde 85’i dış varlık karşılığında, yüzde 15’i iç varlık karşılığında yaratılmıştır.

Hala “karşılıksız para bastı” diyen varsa; bankanın net döviz pozisyon fazlasının kabaca 30 milyar dolar olduğunu hatırlasın: Bunun karşılığının da kabaca 173 milyar TL yaptığını da. Yani NET DIŞ VARLIK.

Hani ille de “ben altınla ölçerim arkadaş”  diyen olursa diye not düşeyim: 30 milyar dolarlık net döviz varlığı kabaca 800 ton altına karşılık geliyor.

Meraklısına not:

Tarihsel gelişim içinde özellikle de 2013 sonrasında Merkez Bankası’nın para yaratma kapasitesinde NET İÇ VARLIKLARA doğru dönen bir eğilim gözleniyor. 2015’te NET DIŞ VARLIKLAR’ın payı yüzde 95-100’lerde olduğunu hatırlatalım.

Gelen bir soru üzerine günceleme:

Net İç Varlıklar’daki ağırlığın artmasının temel bir nedeni var: Merkez Bankası’nın döviz karşılığı TL yaratma kapasitesi, sermaye akımlarının azalması nedeniyle 2013 sonrasında neredeyse bitti. Bu yüzden ilave para talebi açık piyasa işlemleri ile karşılanıyor. Bu da Net İç Varlıklar’ı büyütüyor.

 

 

Ekran Resmi 2018-08-28 11.26.09

 

 

 

Ekonomi, enflasyon, gündelik iktisat, para politikası, Uncategorized

Emisyondan al haberi…

Emisyon, Merkez Bankası’nın piyasaya sürdüğü TL banknot (kağıt para) miktarıdır. Bankalar müşterilerinin belli dönemlerde artan nakit para taleplerini karşılamak için; bayramlar, tatiller, hafta sonları, maaş ödeme günlerinde yeterince TL bulundururlar.

Bankalar Merkez Bankası’nda tuttukları mevduat hesaplarından nakit çekip, ATM’lere yüklerler ya da şube kasalarında tuttukları TL banknot miktarını yükseltirler.

İyi bir örnek Kurban Bayramıdır; kurbanlık satın almak için cepte nakit para bulundurma ihtiyacı yükselir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne göre  “2017’de 817 bin 805 büyükbaş, 2 milyon 720 bin 271 küçükbaş hayvanın kurban olarak kesildi. 2018 Kurban Bayramı’nda da yaklaşık 850 bini büyükbaş, 2 milyon 800 bini küçükbaş olmak üzere 3 milyon 650 bin baş hayvan kesileceğini tahmin ediyorlar.

2018’de kurbanlık fiyatlarının küçükbaşlar için ortalama bin TL, büyükbaşlar için de  ortalama 7 bin TL olması bekleniyordu.

Bu durumda; küçükbaş kurbanlık almak isteyenlerin cebinde bulunması gereken toplam TL banknot miktarı 2.8 milyar TL, büyükbaşlar için de yaklaşık 6 milyar TL gerekiyor. Kaba bir hesapla kurbanlık talebi için toplamda ise 9-10 milyar TL’ye yakın nakit TL gerekiyor.

Kurbanlığını satanlar bu nakitleri bayram dönüşü bankalarına yatıracaklar. Böylece de piyasaya çıkan emisyon hızla çekilecek.

Emisyon, sadece kurbanlıklar için değil aynı zamanda bayramın 9 günlük tatile dönüşmesi nedeniyle tatilcilere de nakit gerektiği için artıyor.

2018 Rekor emisyon artışı

Bu yıl Kurban Bayramı öncesinde emisyon ortalama 145 milyar TL seviyesinde seyrederken 180 milyar TL’ye çıktı. Geçmiş bayramlara göre rekor artış: 15 gün önceki seviyesine bakarak yüzde 22.

 

Ekran Resmi 2018-08-25 23.48.58

 

Peki ne oldu da son dört yılın en yüksek emisyon artışı gerçekleşti?

Her bayram öncesinde “kamuda öne çekilmiş maaş ödemesi” yapılıyor. Ama bu defa emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin ödenmiş olmasının da önemli etkisi var. Yaklaşık 11 milyar TL’lik kısmı buradan geliyor. (Güncelleme ile eklendi)

2016’da haftanın 4 iş gününe yerleşen, 2017’de 30 Ağustos Bayramı ile birleşen 6 günlük bir Kurban Bayramı geçirmişiz.

Bu yıl 9 günlük kesintisiz blok tatilin etkisi mutlaka var. Ama unutmayalım; satın aldığımız her mal ve hizmete geçen yıla göre ortalama yüzde 15.8 (Temmuz ayındaki yıllık tüketici enflasyonu baz alınarak) daha fazla ödüyoruz. Sadece gıda harcamalarımıza yüzde 20 daha fazla, konaklama hizmetlerine yüzde 16.8 fazla ödüyoruz.

Haliyle cebimizde taşıdığımız nakit paraya olan talebimizdeki; yani emisyondaki artış da yüzde 22 oluyor.

Ekran Resmi 2018-08-25 23.37.45

 

Güncelleme:

Bu yazıyı paylaştıktan sonra gelen yorumları görünce birkaç noktaya değinme ihtiyacı ortaya çıktı.

Birincisi; “ATM’ler hep gıcır para verdi” yanıtları gördüm. Doğrudur; ilave nakit ihtiyacı karşılanırken doğal olarak basılmış ama dolaşıma hiç çıkmamış banknotlar olması çok normal. Enflasyon, nüfus artışı, ekonomik büyüme, artan ticaret hacmi derken ilave nakit ihtiyacını karşılamak için banknot matbaasında basılan ve depolarda duran nakit paralar piyasaya sürülüyor. Bu “sürüş” karşılıksız değil.

İkincisi; “karşılıksız para mı basılıyor?” soruları gördüm. Hayır; bankaların Merkez Bankası’nda tuttuğu mevduatlardan nakit çekerek ATM’lere koyduğunu yazdım. Biz nasıl bankadaki hesabımızdan ATM’ler aracılığı ile nakit çekiyorsak; bu nakitler de Merkez’deki bankaların hesabından geliyor. Merkez Bankası kendinde bankalarca tutulan mevduat hesabındaki bakiyeyi azaltıp nakdi bankalara veriyor. Böyle piyasaya çıkan paraya karşılıksız denemez.

İkinci güncelleme:

Bu yazıyı okuyanların bir kısmı “para basma” ile “banknot basmayı” karıştırıyor.

Biz nakit talep ediyorsak Merkez Bankası piyasaya ilave kağıt para sürer. Bu “para basmak” değil, banknot basıp ihtiyacı karşılamaktır.

“Para basmak” genelde merkez bankalarının “karşılıksız para basmasına” ya da karşılığında varlık olmadan “hükümete kredi açarak” piyasaya para sürülmesine atfedilen bir tanımdır. Bu para da hane halkı tarafından talep edilen bir para değildir. Para arzını artırarak yapılan bir genişlemedir. Enflasyonist olan da budur.