2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

IMF perde arkasından bağırdı: “resesyondasınız”

IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) Ocak güncellemesi yayımlandı. Küresel büyüme tahmini ekim ayındaki tahminlerine göre 0.2 puan azaltıldı; gelişmiş ülkelerin büyüme tahmini 0.10 puan, gelişen ülkelerin ise 0.20 puan düşürüldü.

Gelişen ülkelere dair tahminlerde dikkat çeken şuydu; Türkiye’nin de içinde bulunduğu “Gelişen Avrupa” alt grubunda 2019 büyüme tahmini tam 1.3 puan düşürülmüştü.

Ekran Resmi 2019-01-23 13.46.23

Ekim ayında yayımlanan tahminlerde tüm ülke tahminleri yer alırken, Ocak güncellemesinde bu ayrıntıda yayımlanmıyor.

Ekim’de Türkiye’ye dair 2019 büyümesi yüzde 0.4 tahmin ediliyordu.

Peki IMF’nin Ocak güncellemesinde “Gelişen Avrupa” alt kalemindeki kayda değer düşüşün nedeni Türkiye’ye dair tahminlerin belirgin biçimde aşağı çekilmesi miydi?

Evet öyle.

IMF yetkilileri bu konuda açıklama yapmadılar.

Ancak IMF’nin web sitesindeki raporun özeti açıklanırken, gelişen ülkelere dair büyümede Ekim ayı tahminlerin aşağı çekilmesinin ana nedeninin (0.2 puan) Türkiye’ye dair büyük daralma beklentisinden kaynaklandığı yazılmış.

Ekran Resmi 2019-01-23 12.31.19

“Gelişen Avrupa” grubunda hangi ülkelerin olduğuna bakıldığında da durum gayet açık biçimde anlaşılıyor.

Aşağıda, Ekim ayında ayrıntılı biçimde yayımlanan yıllık büyüme tahminleri yer alıyor; tablonun beyazlanmış bölümünde.

Çok açık biçimde görülüyor ki; 2019’da “Gelişen Avrupa” (Emerging and Developing Europe) alt grubunda yüzde 2 olarak gösterilen büyüme tahmininin Ocak ayında 1.3 puanlık azalışla yüzde 0.7’ye düşürülmesini gerektirecek en önemli unsurun, Türkiye’ye dair ekonomik büyümenin büyük bir ihtimalle yüzde 1 – 1.5’luk bir küçülmeye dönüştüğünü varsaymak yanlış olmaz.

Bu grupta Türkiye ile birlikte, Balkan ülkeleri, Polonya, Romanya, Macaristan, Sırbistan yer alıyor.

Çoğunun IMF’nin Avrupa için öngördüğü potansiyel ekonomik yavaşlamadan paylarını alacakları, bunun da bu yavaşlamanın en yüksek olacağı Almanya kadar (0.3 puanlık daha düşük büyüme) olacağını varsaysak bile; bu grup için tahmin edilen 1.3 puanlık aşağı yönlü güncellemenin tamamını açıklamaz. Kaldı ki; “Gelişen Avrupa” grubunda bu ülkelerin milli gelirlerinin büyüklüğü ile orantılı etkileri olduğu hesaba katılırsa 1.3’lük bir tahmin düşüşünü ancak Türkiye’ye dair tahminin düşüşü yaratabilir.

Ekran Resmi 2019-01-22 22.25.22

Çok açık ki; IMF, Türkiye’nin 2019’da yüzde 1-1.5 küçüleceğini tahmin ediyor olmalı.

Ocak güncellemesinde geleneksel olarak her ülkenin ayrıntıları yayımlanmadığından bunu da “sayıları örtülü” ama açıkça sözlü biçimde ilan ederek yapmış oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 10 Ocak günü yaptığı konuşmada, “Son 3-4 ayda yaşadığımız süreç ve bunun çıktıları dengelenme sürecinin adım adım devam ettiğini gösteriyor. Resesyon bekleyenler üzülmeye devam edecekler. Bakan deyince değil de, Dünya Bankası Başekonomisti deyince gibi” diyordu.

İşin doğrusu, ülke resesyona giderken toparlanırsa koşullar iyileşirse bu ülkenin yurttaşı olan kim buna üzülür ki? Başkalarının bundan sevinç duyacağını düşünmek de hiç normal değil.

IMF de şimdi yarı-örtülü biçimde Türkiye ekonomisi için “resesyonda” demiş oldu.

“İyi diyelim, iyi olsun” temennisini yurttaşlar yapar da; ülkeyi yönetmeye talip olup o koltuklarda oturanların ise iyi olmaya yol açacak politika önlemlerini almaları beklenir. Palyatif, kozmetik ve piyasa dışı önlemlerden ötesi henüz görülmedi.

Ankara’da ekonomi direksiyonunu elinde tutan siyasetçilerin “Alice harikalar diyarında” temalı “algıyı yönetirsek işler düzelir” politikası işlemiyor. Zaman geçtikçe de hasar büyüyor.

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

 

Ekonomi, enflasyon, para politikası, siyaset

Çözümsüz “Yeni Ekonomi Programı”

Orta Vadeli Programlardan beklenen nereye nasıl gidileceğine dair bir yol haritası çizmesidir. Ekonominin yavaşlayacağını, enflasyonun yüksek seyredeceğini söylemek tek başına programı gerçekçi kılmaz. Krizdeki bir ülkede açıklanan programa “dengelenme programı” demek, krizin getirdiği sonuca yanlış bir adlandırma yapmaktan öte geçmiyor. Dengelenme programı; siz bir politika çerçevesi çiziyorsanız ve uyguluyorsanız bunun getirdiği sonuca vereceğiniz bir ad olabilirdi.

Bugün Orta Vadeli Program (OVP) yeni ambalajı ile “Yeni Ekonomi Programı” (YEP) adı altında tanıtıldı.

Önce biçime dair yorumum şu: OVP’deki büyüme ve enflasyon konusunda yapılan tahminler piyasa analistlerinin tahminlerine ve beklentilerine yakın bir tablo çiziyor. Bu yüzden “gerçekçi bir program” denilmesinin nedeni bu.

Ekonominin nereye doğru bir rota izleyeceğine dair programda yer saptamak programı gerçekçi kılmıyor. Sorun, bugünün mevcut sorunlarına adreslenen bir çözüm ve politika rotası içermiyor olması.

Tam da bugünün sorusu buydu: Bu program bugünkü kriz hasarını nasıl çözecek? Nasıl bir onarım programı getirecek? Bunun yanıtı yoktu.

Bu program kriz içindeki bir ülkenin programı değil ne yazık ki.

Ekran Resmi 2018-09-20 12.42.30

Programda, enflasyon 2019’da yılsonu için yüzde 15.9 olarak öngörülmüş. Bu yıl sonunda ise yüzde 20.8’de. Ağustos sonuna göre yılsonuna kadar kabaca 7.5 puanlık ilave enflasyon geleceği varsayılmış. Buna bakınca, geçmişteki duruşa göre oldukça gerçekçi.

Dolar kuru varsayımı ise 2019’da 5.5975, 2020’de 6.00 olarak görünüyor.

Burada kurun gerçekçi olup olmayacağını Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ile ilgili olduğunu bakarak ölçebilirsiniz. Geçen yılki tahminlerin, hatta 2020 varsayımının bile aşıldığını da anımsatırım. Merkez Bankası bağımsız olabilseydi; bugün gelecek için OVP’de varsayılan tahminlerin gerçekçiliğini tartışmazdık.

TL’nin değer kaybının da enflasyonun da arkasındaki temel sorunun Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusu malum tartışma. Bankanın üzerindeki “Sarayın kılıcı” sallandıkça kur üzerinde de baskı devam eder. Bu da bugünkü görünümde yüzde 20-25’lik patikada ivmelenen enflasyonu kalıcı olarak o rotaya sokar.

Bankanın başkan ve yardımcılarının görev süresini kısaltarak işe başlayan “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” bankanın bağımsızılığına hasar verdi. Bu devam edecek mi? Bunlar doğal olarak OVP’de yer almıyor.

Ekran Resmi 2018-09-20 13.05.17

Bütçe verilerine bakarsanız çok belirgin bir değişim yok. Sadece kabaca 60 milyar TL’Lik harcama azaltıcı, 13 milyar TL de gelir artırıcı önlem alınacağı açıklandı. Buradan harcama azaltııcı önemlerin 30 milyar TL’Lik kamu yatırımlarının azaltılacağı görülüyor.

Bütçede sorun şurada: 2018 bütçe açığı 72 milyar TL öngörülürken, 2019’da 80 milyar TL öngörülmüş. Faiz dışı dengede iyileşme ise 32.4 milyar TL. Yani bütçe büyüklüğünün yüzde 3’ü kadar. GSYH’nın da binde 7’si kadar iyileşme öngörülmüş.

Ekran Resmi 2018-09-20 12.34.54

İçinde bulunduğumuz krizde, Ankara’nın 2019’da büyümeyi ne tahmin ettiğinden çok daha fazlası, hasarların tamiri için yapısal sorunlara ne yapacağı en önemli sorun şu anda.

Batan şirketlerin banka bilançolarında yarattığı hasarı nasıl çözecek Ankara? OVP’deki açıklama şu:

“Bankaların güncel mali yapılarını ve aktif kalitelerini tespit etmek için mali bünye değerlendirme çalışmaları yapılacaktır. Bu çalışmaların sonuçlarına göre gerektiğinde bankacılık sektörünün mali yapısını güçlendirecek, böylece reel sektörün uygun maliyetlerle krediye erişimini ve mevcut kredilerinin yeniden yapılandırılmasını temin edecek bir politika seti devreye sokulacaktır.”

Yani henüz elde bir plan yok.

İşte bu yüzden, “ekonomi cephesinde yeni bir şey yok”

Geride kalan son nokta şu: Sorunun sadece ekonomik bir kriz olmadığını, siyasi kriz olduğunu, bunun da demokratikleşme ve hukuka dönüşle çözüleceğini bir kez daha anımsatmak gerekiyor. Dövizini bankadan çekip yastık altına, kiralık kasalara, yurtdışı hesaplara transfer eden yurttaşların güvenini kazanmadıkça, Türkiye’ye sermaye akışı normale dönmedikçe bu krizden çıkış zorlaşıyor.

Uğur Gürses

ugur.gurses@gmail.com

 

 

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

Ekonomi, istatistik, siyaset

“Ekonomi hakkında çıkan yalan yanlış haberler”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Letonya ziyareti sırasında şöyle demiş:
“Türkiye ekonomisi hakkında çıkan yalan ve yanlış haberlere atıfta bulunan Erdoğan, “Bunların asılsız, mesnetsiz olduğunu daha önce de ifade ettim. Türkiye’de gerçek ortada. Yıllık ortalama yüzde 5 büyüyen bir ekonomimiz var. Bankacılık ve mali sistem güçlü, yatırımlar ise her yıl istikrarlı artıyor”.

“Gerçek ortada” dedikten sonra söylediği cümlede iki yanlış, bir eğri var.

1. Ekonomimiz yıllık yüzde 5 büyümüyor. 2014’te yüzde 3 büyüyeceğimizi varsayarsak, son 3 yılın (2012-2013-2014) ortalaması yüzde 3.1 oranında.

2. Yatırımlar her yıl istikrarlı artmıyor. Tersine özel kesim yatırımlarının milli gelire katkısı negatif. Yanlış duymadınız negatif. Son 10 çeyreğin ortalaması büyüme değil, yüzde 2.3 küçülme yönünde.

3. Bankacılık ve mali sistem güçlü; ama başı banka batırmaya çalışan siyasetçilerle belada olan, dolayısıyla en büyük tehdidi devletin en üst kademesinden alan bir bankacılık sistemimiz var.

Sahi ne demişti Cumhurbaşkanı? Ekonomi hakkında çıkan yalan yanlış haberler demişti değil mi? Başka bir denilecek söz kalmıyor.

 

yatırımlar