Ekonomi, para politikası

İki başkan, iki konuşma…

İki başkan biri Erdem Başçı, diğer Ben Bernanke.

İkisinin de son konuşmaları bir ‘kelime bulutu’ haline getirildiğinde nasıl görünüyor?

Ama önce hatırlatma: Birinin ülkesinde (Türkiye) enflasyon küresel kriz yılı olan 2008’den bu yana ortalama her yıl yüzde 7.9, 2008 Temmuz-2013 Temmuz arası 5 yılda birikimli yüzde 43 enflasyon var.

Diğerinin ülkesinde (ABD) enflasyon 2008-2013 arasında birikimli enflasyonu sadece yüzde 8.5 oranında. Enflasyon fiilen sorun değil, ülkesinin sorunu işsizlik.

Enflasyonu sorun olan ülkenin merkez bankası başkanının ve enflasyonu sorun olmayan ülkenin başkanının konuşma (kelime) bulutlarına bir bakın, ne göreceksiniz, neyi göremeyeceksiniz.

Bu Bernanke’nin konuşması:

bernanke cld

Enflasyon derdi olmayan başkanın konuşmasında “enflasyon” o kadar çok kullanılmış ki ‘tabak’ gibi seçiliyor.

Bu da Başçı’nın konuşması:

başçı ağustos 2013

Mikroskop verelim mi?

Ekonomi, para politikası, Uncategorized

Jackson Hole’a giden ve gitmeyen farkı: Brezilya-Türkiye

Brezilya Merkez Bankası Başkanı Tombini, ABD’nin Wyoming eyaletindeki Jackson Hole yaylasında yapılan toplantılara katılmayıp, seyahatini iptal etti. Üstelik, Tombini o toplantılardan birinde panel katılımcısı idi. O sırada, aynı türbülansın yaşandığı ülkemizde, Erdem Başçı aynı toplantı için yola çıkıyordu.
Brezilya Merkez Bankası Başkanı Tombini, yılsonuna kadar 60 milyar dolara yakın bir döviz satış ve swap programı açıkladı. Açıklanan programdaki bu miktar, Brezilya Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Yani Türkiye’de de böyle bir program açıklanmış olsaydı kabaca 20-25 milyar dolarlık bir satıştan bahsediyor olacaktık.
Tombini bu programı açıkladıktan sonra Brezilya reali sakinleşip, değer kazanmaya başladı.
Aynı dönemde (son beş günde) Türk Lirası-Brezilya Reali karşılaştırması yapsaydık ne olurdu?

İşte burada:

brtr

(Kaynak: Marketwatch)

TL kırmızı çizgi,  real mavi…

TL ve Real 4 günde yüzde 2 kaybetmiş, ama 5. gün Brezilya’da Tombini müdahale paketini açıkladıktan sonra tersine yüzde 2 değe kazanmış. Ya TL? maalesef düştüğü yerde kalmış.

İşte Jackson Hole’a gidenle gitmeyen farkı böyle ‘resmedilmiş’…

Ekonomi, para politikası

Ödül ve onanma arzusu

Neden sıradan olan ödüllere meraklıyız? Neden sürekli bir onanma arayışımız var?

Dünyada çeşitlli dergiler, çeşitli kurum ve kişilere ödül verirler. Ödül alanlar açısından ‘kadir kıymet bilme’ nişanesi olduğundan, hem yapılan işin takdiri olarak görülür, hem de rakipler arasında farklılaşma, ‘çıta üstünde’ yer alma konumu nedeniyle ayrıca ‘gurur kaynağı’ olarak vitrine konulur.

Kimi dergilerde ise verilen reklam ve ilanla orantılı bir ödül parametresi var. En azından böyle olması, diğer dergilerin kredibilitesini de çıta altına çekiyor.

Banker dergisi de yıllardır ödül dağıtır. Bizlerin çok sıcak olarak anımsadığı “Yılın Merkez Bankası Başkanı’ ödülüdür; Erdem Başçı’ya verilmişti.

İşin en ilginç tarafı, bu ödülü Erdem Başçı ve Merkez Bankası dışında, kendini Merkez Bankası’na ve Erdem Başçı’ya yakın hisseden ya da biraz da ‘tribün taraftarı’ gibi yaklaşan kesimlerce hep ön plana çıkarılmasıydı. Başarıyı ekonomideki sonuçlardan değil de, dergilerin verdiği ödüllerde aramak tuhaf değil mi?

Geçenlerde yazmıştım; Erdem Başçı Ekonomist Dergisi’nin ‘Yılın Başarılı Bürokratı’ ödülünü almaya gelmedi. Çok yerinde bir karardı. Daha önce Durmuş Yılmaz için yazmıştım; ‘bu ödülü enflasyon hedefini tutturduğumuzda gelir alırız” derse daha itibar kazanırdı. Öyle de yaptı.

Güney Kıbrıs’ta batan ve kapatılan 112 yıllık Laiki Bank da, Banker Dergisi tarafından ‘Kıbrıs’ta Yılın Bankası’ seçilmiş. Ne zaman? 2010’da.

Gelin şu ödül fanatizminden vazgeçelim.

para politikası

Kur savaşını gazeteciler mi çıkardı?

Çarşamba günü (13 Mart 2013) Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı Capital ve Ekonomist dergilerinin CEO Club’ünde konuştu. Başçı, kur savaşları ile ilgili bir soruya “Dünyada böyle bir şey tartışılmıyor. Kur savaşlarını gazeteciler çıkardı” yanıtını verdi. Başçı’ya göre, böyle birşey yok. Daha önce de (mart başında Londra’da), benzer bir soruya G20’de alınan kararı göstermişti:

‘G20 sonuç bildirgesinde bir paragraf var, o paragraf bütün ülkelerde  oybirliğiyle kabul edildi. Dolayısıyla burada herhangi bir kur savaşından ziyade, her bir ülkenin kendi şartları içerisinde yapması gerekenleri yapması söz konusu. Büyük merkez bankalarının aldıkları kararlardan gelişmekte olan ülkelere herhangi bir yan etki olursa, gelişmekte olan ülkeler de bu yan etkiyi minimize etmeye çalışıyorlar. Hem kurları üzerindeki, hem de krediler üzerindeki yan etkileri, aşırı oynaklıkları azaltmaya çalışıyorlar. Kur savaşı sorusunun cevabı, Hayır…

Başçı’nın “Dünyada böyle bir şey tartışılmıyor. Kur savaşlarını gazeteciler çıkardı” biçimindeki yanıtı; geçmişin demirperde bürokratı yaklaşımı. “Benim gerçekliğim, sizin de gerçekliğinizdir” tarzında…

Oysa Başçı ‘aynaya’ baksa herkesin gördüğünü görecek.

Merkez Bankası’nın 2010 Ekim ayından sonra yürürlüğüe soktuğu politika “kur savaşı” denilen kavramın ta kendisidir.

Bakın bir yatırım bankasının bugün yayımladığı bir rapor: kur savaşında gelişen piyasalarda nasıl pozisyon alınmalı? Bunun stratejisi tartışılıyor. İçinde Türk Merkez Bankası’nın ne yapabileceği de var.

cwar

Bu tür raporlar çok. Bunları Erdem Başçı görüyor mu bilmiyorum. Habersiz olması normal değil.

Ama “ben görmüyorum, kimse de görmüyor; yok böyle birşey” demekle, herkesin gördüğünü inkar ederek, ‘mutlu kalmak’ mümkün değil.

Başçı “bu konuları tartışmam” deseydi başkaydı.

Merkez Bankası kredibilitesi, gerçeğe ne kadar yakın durduğunuzla artan ya da azalan bir olgu.