2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi, siyaset

Altından al haberi

 

DW Türkçe için yazdığım yazının grafikli ve tablolu hali:

Şuradan da dinleyebilirsiniz:

Halk Bank yöneticisi Hakan Atilla’nın Mart 2017’de Reza Zarrab davası ile ilintili olarak ABD’de tutuklanması sonrasında, olası bir yaptırım veya mali cezaya karşı Ankara’nın aldığı önlemler arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz ve altın rezerv politikasının hızla değiştirilmesi de vardı.

Birincisi, Merkez Bankası mevcut döviz rezervlerinin bir bölümünü altına çevirirken, en başta ABD Merkez Bankası FED’de duran 28.7 ton altın rezervlerini başka merkezlere taşıyarak sıfırlamıştı. Böylelikle hem altın rezerv artışı hem de yurtiçine kaydırma amaçlı transferler nedeniyle yurtiçindeki altın varlıkları 100 tondan fazla artmıştı.

İkincisi de Merkez Bankası, döviz rezervlerini tuttuğu yatırım alanlarının en başında gelen ABD devlet tahvili varlıklarını azaltmaya başlamıştı.

Amerikan Hazine Bakanlığı verilerine göre; Türk Merkez Bankası’nın Kasım 2017’de 61 milyar dolar olan ve FED’de saklamada duran ABD tahvil mevcutlarının hızla azaltılarak Ocak 2019 itibariyle sadece 3.2 milyar dolara çekildiği görülüyor. Temmuz sonunda 30 milyar dolara yakın olan tahvil mevcudunun, ağustos ayında ABD ile Rahip Brunson krizi sonrasında neredeyse sıfırlandığı anlamına geliyor.

15 Mart Cuma günü yapılan Merkez Bankası Genel Kurul toplantısı sonrasında yayımlanan Yıllık Rapor’da yer alan verilere göre; bu tahvil azaltımı sonrasında Merkez Bankası’nın döviz varlıklarını “vadesiz hesaplarda” tuttuğu görülüyor. 2017 sonunda 7.2 milyar dolar olan “vadesiz mevduat” seviyesi, 2018 sonunda 33.9 milyar dolara çıkmış. Bunun da ABD dışındaki muhabir bankalarda yapıldığına hiç şüphe yok.

Yine raporda yer alan verilere göre; Merkez Bankası 2018 boyunca yurtdışındaki altınlarını yurtiçine kaydırmaya devam etti.

2018 sonu verilerine göre; Merkez Bankası’nın toplam altın rezervleri zorunlu karşılıklar için tutulan altınlardaki azalış nedeniyle 76.3 ton düşerken, kendi malı olan altın rezervleri 53.8 ton arttı.

Merkez Bankası’nın yurtdışında tuttuğu altın miktarını azaltmaya devam ettiği gözlendi. Banka, Britanya Merkez Bankası’nda tuttuğu altın miktarını kayda değer miktarda azalttı: 278.8 ton.

Peki ne oldu bu altınlara? Yurtiçine taşındı. Borsa İstanbul nezdindeki altın saklama kasalarına taşındı. Miktarı ise 221 ton.

Böylece 2016’dan bu yana Türkiye’ye getirilen altın miktarı 324 ton oldu.

Merkez Bankası’nın altın rezervlerinin yüzde 80.2’si artık Türkiye sınırları içinde. Bu oran 2016’da yüzde 17 idi.

altın 2

Merkez Bankası’nın verilerine göre; 2019 başından itibaren iki aylık dönemde de Banka yeniden altın rezervi artışına yöneldi. Merkez Bankası döviz rezervlerini yeniden altına çevirmeye başladı. Kendi malı olan altınlara yeniden bir 40 ton altın eklendi. Bankanın döviz rezervlerinden altın rezervlerine kaydırma hareketine yeniden başlayarak 1.4 milyar dolarlık altın almasının, ABD Başkanı Trump’ın danışmanı ve damadı olan Jared Kushner’in şubat sonundaki Ankara ziyareti sonrasına rastlaması da ilginç bir tesadüf olsa gerek.

 

TCMB T-note stok

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

Reklamlar
2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

10 maddede ABD krizi sonrası ödemeler dengesi

 

Ağustosta ABD ile yaşadığımız krizin ardından görülen mali çalkantıyı “dış güçlere” bağlayan siyasetçilerin söylemediği tam olarak şu: Bu kriz Rahip Brunson’dan önce de “geliyorum” diyordu.

Ödemeler Dengesi tablolarına bakan, geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştıran biri bunu çok açık biçimde görebilir.

4 aylık Nisan-Temmuz dönemi Türkiye’de seçim kararı alınması ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişi kapsayan bir dönem oldu.

Bu dönemdeki Türkiye’nin dış alemle fon akım ilişkisini gösteren ödemeler dengesi verileri ne diyor?

2018’in Nisan-Temmuz döneminde Türkiye 16.7 milyar dolar cari açık verirken, sadece 4.2 milyar dolarlık bir finansman sağlanabilmiş. Ancak 7.9 milyar dolarlık “bilinmeyen” giriş ya da sağlanan kaynakla rezerv azalışı 4.6 milyar olarak tutulabilmiş.

Sonuç şu 2017’deki “başabaş” dengeden çok uzaklaşılmış.

Ağustos ayında ise malum ABD ile Rahip Brunson krizi başgösterdi. Krizin faturası ağustos ödemeler dengesi verilerinde yer alıyor; cari açık yerine cari fazla verirken, finans hesabından 14.3 milyar dolarlık çıkış olmuş. Bunun 3.6 milyar doları net hatra noksanla karşılanırken, rezerv azalışı 8 milyar dolar.

Nisan-Ağustos olarak bakılırsa 14.1 milyar dolarlık açığa 10.1 milyar dolarlık finansman hesabı çıkışı eklenmiş; bunun 12.7 milyar doları rezervle karşılanırken, 11.5 milyar doları net hata ve noksan ile kapatılmış.

Son yıllardaki en sert ödemeler dengesi krizi bu.

Aşağıda 2018’in tabloları, onun da altında 2017’nin tabloları yer alıyor.

Karşılaştırma çok rahat biçimde yapılabiliyor; cari açık ve finansman hesabı sayılarına dikkat.

Cari açık kendi işaretini taşırken, finans hesabında girişler (-), çıkışlar (+) işaretli yer alıyor. Net hata noksan ve rezervler de kendi işaretinde.

Ödemeler Dengesi (milyon dolar)

Ekran Resmi 2018-10-13 00.58.36

 

Son 12 aylık toplam ise şöyle:

Ekran Resmi 2018-10-13 01.13.24

51 milyar dolarlık açığa sadece 10.8 milyar dolar finansman gelirken, 20 milyar dolar rezerv eritmişiz; kabaca 20 milyar dolar da bilinmeyen bir giriş ya da kaynakla kapatılmış.

“Bilinmeyen kaynak” yurtiçi yerleşiklerin yurtdışındaki mevduat hesaplarından yaptıkları ödemeler aslında.

Ağustos ayı tek başına “ani duruş” tablosu veriyor. (Finans hesabındaki + ters okunacak: Çıkış)

Ekran Resmi 2018-10-14 18.56.30

Ağustos’ta ne mi oldu?

  1. Cari açık yerine fazla verdik; bu ekonominin derin bir durgunluğa girdiğinin işareti. 2.6 milyar dolarlık cari fazlaya, 14.3 milyar dolarlık finansman çıkışı olmuş. Bu ödemeler dengesi tarihinde bir rekor.
  2. Bu durum, yani hem cari fazla verirken hem de finansman çıkışı en son Ekim 2003’te olmuş.
  3. En yakın durum; 2008 Lehman krizi tetiklendiğinde finansman çıkış başlamış, ama cari fazla verir duruma gelmemiştik. 2008-2009 arasında aylık ortalama 3 milyar dolar cari açık verirken, şubat 2009’da küresel krizin en dip noktasında cari açık 203 milyon dolara düşmüş, buna 1.5 milyar dolarlık finansman çıkışı eşlik etmişti. Mart ayında da 1 milyar dolarlık cari açığa 1.8 milyar dolarlık finansman çıkışı eşlik diyordu.  Bu tabloda, 2009’un ilk çeyreğindeki ekonomik küçülme yüzde 14 olmuştu.
  4. Ağustos’taki 14.3 milyar dolarlık çıkışın; 1.8 milyar doları portföy çıkışı, 12.5 milyar dolarlık bölümü ise bankalardan çıkan finansman. Bu boyutta bir çıkış tarihsel seri içinde görülmemiş bir çıkış.
  5. Böylesine devasa bir çıkış, izleyebildiğim kaynaklardan edindiğim izlenime göre henüz yerine konulamadığı bir tarafa, az da olsa telafi edilmiş de değil.
  6. Bunun göstergesi de Merkez Bankası döviz rezervlerindeki değişim; Eylül sonunda Merkez Bankası altın ve döviz toplam rezervleri Ağustos sonuna göre 4 milyar dolar daha düşük.
  7. Eylül ayında da ödemeler dengesindeki kanamanın devam ettiği çok açık.
  8. Bir adım daha gidelim; 11 Ekim itibariyle Merkez Bankası rezervlerinin Eylül sonuna göre kabaca 1 milyar dolar daha düşük olduğunu hesaplıyorum.
  9. Geldiğimiz yer şu: Ağustos ayındaki şoktan sonra önlem almak yerine palyatif ve yasakçı adımlar geldi. Bu da kanamaya engel olamadı. Ağustos sonuna göre kabaca 5 milyar dolar daha düşük bir rezerv yapısı bize bunu söylüyor.
  10. Bu tablo, yılın son 5 ayında sert durgunluğa işaret ediyor.

 

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg