2018 Ekonomik Krizi, Ekonomi

Faiz düşürme “operasyonlarına” devam

Son 1 ayda olan bitene bakınca “başkanlık sistemi gelince faiz düşecek” söylemlerinin hayata geçirildiğine tanık olduğumuzu anlıyoruz. Ama bunun normal yollardan olmadığını, gelecekte potansiyel olarak ultra-yüksek faizin kilometre taşlarının döşenmesi demek olduğunu da biliyoruz.

Bundan bir ay önce de yapılmıştı. Yazmıştım: Hazine ihalesinde 2 bankanın teklifiyle faizleri düşürme operasyonu yapılmıştı. Bunun bir defalık olduğunu sananlar çoğunlukta olmalıydı. Şaşırtıcı bir “özgüvenle” bu tehlikeli “operasyon” Aralık ayında da tekrarlandı.

11 aralık günü düzenlenen 2 yıllık tahvil (12 Ağustos 2020 vadeli) ihalesinde benzer bir “operasyon” yapıldı.

10 Aralık günü, Borsa İstanbul nezdindeki Tahvil yüzde 20.59 bileşik faizler işlem gördü. Kapanış faizi de ortalama faiz de yüzde 20.59 idi.

İhale 11 Aralık günü yapıldı.

İhale günü sabahı ihalesi yapılacak olan ve piyasada işlem gören tahvilin faizi yüzde 20.50-20.60 aralığında işlem görüyordu.

İhale sonucu şöyle:

İhaleye katılan 8 banka var; Hazine 3 bankaya satış yaptı.

Peki faiz ne olmuş? Yüzde 18.51! En yüksek faiz ne? Yüzde 18.62; her ikisi de “piyasa dışı faiz” denilen yerde. Hazine ihalesine katılan be “Piyasa Yapıcısı” olan bankaların piyasa dışı teklif atması, hani o deyişle “hayatın olağan akışı içinde değil”.

Hazine tahvil ihalesinde gelen teklifler en düşük faizden başlayarak en yükseğe doğru sıralanıp, en düşük faizli tekliflerden başlanarak satış yapılır. Yani bu üç bankanın verdiği teklif en düşük faiz teklifidir.

İhalede 3 banka tahvil almış; en düşük 5 kalem teklifin toplam satıştaki payı yüzde 63. İhaleye teklif atarak tahvil satın almak isteyenlere toplam 503 milyon TL’lik tahvil satılmış.

Piyasa faizi ne? Anımsatalım önceki gün kapanış yüzde 20.59

Durun bitmedi daha.

Daha önceki yazımda da anlatmıştım: Hazine tahvil ihalelerine katılan kimi bankalar “ben ihalede oluşacak ortalama faiz üzerinden almak istiyorum, bunun için de “rekabetçi olmayan teklif” adı verilen pencereden ihaleye girmek istiyorum” derler.

Bu ihaledeki satış sayıları şöyle:

Faiz teklifi atanlara 503 milyon

Ortalama faiz üzerinden satın alanlara 1 milyar 491 milyon.

Yani düşük faizli ihale “sayesinde”; düşük faizli teklif atanların üç katı kadar miktar satılmış. Yani devlete güvenerek ortalamadan tahvil satın alanlar amiyene tabirle “tufaya gelmiş” oldular.

Sorun burada bitmiyor. 503 milyonluk piyasa dışı faiz “teklifi” ile  ilave 1.5 milyarlık satış yanında bir de “kamu kurumlarına” yapılan satış var. Bu da 825 milyon TL. Kim mi bu “kamu kurumları”? En başta İşsizlik Sigortası Fonu. Her ay çalışanların ücretlerinden kesilen, işverenlerden tahsil edilen, devletin de katkısını içeren kesintiler bu ihalelerde tahvile yatırılıyor. İşte İşsizlik Sigortası’nın parası da düşük faizle yatırılmış oldu. Yani bu ihale sonucu ile İşsizlik Fonu da “ütülmüş” oldu.

İhale öncesi kapanışta yüzde 20.59’luk faizle işlem gören tahvil, ihalede yüzde 18.62 ile “tescil” ediliyor, bu faizle 2.8 milyar TL’lik satış yapılıyordu.

İhale günü sabah yüzde 20.50-20.60 aralığında işlem görüyordu.

Peki ihale sonrası ne oldu? Yüzde 20.98’e vuruyor. Ertesi günlü valörle işlemlerde de yüzde 21.37’ye. Ortalama faiz de yüzde 21.19 olmuş. Yani yüzde 18.62 gibi bir faiz yok piyasada; bu tescillenmiş.

İhalenin ertesi günü 12 Aralık Çarşamba günü de 21.36-21.38 bandında olmuş.

Soru şu: Bankalar kendi aralarında anlaşıp Hazine ihalesine yüzde 35’lik bir faizle teklif verseler bunu de her ihalede tekrarlasalar buna ne diyeceksek, geçen ay 5 yıllık tahvil ihalesinde olup bu hafta da 2 yıllık tahvil ihalesinde de tekrarlanan “düşük faiz oyununa” onu diyecektik.

Ankara çok tehlikeli bir oyunun içinde.

Son 1 aylık borçlanma stratejisi şu: Olabildiğince döviz borçlanmak, TL borçlanmaları da olabildiğince az yapmak ve faizi zorlama ile “düşük tutmak”.

Bunun sonucu şu olacak: Düşük faizle ortalamadan tahvil almak durumuna düşürülen bankalar artık ortalamadan tahvil almak istemeyecekler. Piyasa faizinden teklif atacaklardır. Kim aynı gün içinde 2 puan düşük faizle alıp bilançoda 2 puan yüksek yerden değer belirleyerek ya da satarak zarar yazmak ister ki?

Hazine’nin ileride borçlanmasını, borçlanma ihalelerine olan potansiyel ilgiyi tehlikeye atan ve güven sarsan bir çizginin faturası hepimize çıkacak.

Uğur Gürses

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg

 

 

 

 

Reklamlar
2018 Ekonomik Krizi, Bankacılık, Ekonomi

Bu filmi görmüş müydünüz?

Bu hafta başında “ben bu filmi görmüştüm” dedirten gelişmeler oldu.

Hazine ihaleleri iptal edilip, kalan ihalelerde de satışlar en düşük miktarda yapıldı.

Gelin ne olduğunu anlatayım size:

Hazine, devletin nakit yönetimini yapar. Kamunun harcama ve gelirleri arasındaki farkı piyasadan borçlanır; iç ve dış piyasalardan.

Borçlanma programı her ayın sonunda üçer aylık bir ufku gösterecek biçimde kamuoyuna ilan edilir. Programda çok küçük sapmalar olabilir. Ya devletin beklenmeyen ya da öne çekilmiş bir harcaması yapılmıştır; ya da vergi tahsilatında aksama vardır. Bunların tersi de olabilir.

Ekim ayı sonunda yayımlanan iç borçlanma stratejisine göre Hazine Kasım ayında tam 7 iç borçlanma ihalesi yapacaktı.

3 ihale 12 Kasım günü, 3 ihale 13 Kasım günü, bir ihale de 20 Kasım günü düzenlenecekti.

Ama ne oldu ise 9 Kasım günü bir açıklama ile; 7 Kasım günü tamamlanan 1.5 milyar euroluk tahvil ihracı ile bu yıl için öngörülen toplam 6.5 milyar dolarlık dış borçlanmanın 7.4 milyar dolara ulaştığı vurgulandıktan sonra,  “2019-2021 Yeni Ekonomi Programında 2018 yılı için alınan tasarruf tedbirleri sayesinde Hazine Finansman ihtiyacı azaltılmıştır” deniliyordu.

Hazine, “2018 yılı net borçlanma limiti de dikkate alınarak yurt içi piyasada yapılan iç borçlanma tutarının azaltılması ve faiz giderlerinin düşürülmesi amacıyla” Ekim sonunda ilan ettiği Kasım borçlanma planını 9 gün sonra değiştirdiğini ilan ediyordu.

Böylece Hazine 3 borçlanma ihalesini; 12 Kasım’daki 1 ihaleyi, 13 Kasım’da da 2 ihaleyi iptal ediyordu.

10 gün içinde finansman ihtiyacının azaldığının fark edilmesi maharet mi, yoksa iş bilmezlik mi?

Sürprizler bitmiyordu; 12 Kasım’daki 2 ihalede gelen tekliflerin önemli bölümü dışarıda kalacak biçimde çok az satış yapılıyor, en düşük faizli teklifler kabul ediliyordu. 13 Kasım’da da benzer bir ihale sonuçlanıyordu.

Böylece; 12-13 Kasım için planlanan ile gerçekleşen satış arasında tam 19.3 milyar TL’lik bir fark oluşuyordu. 9 günde fark edilen fark hiç de az değildi.

Ekran Resmi 2018-11-15 15.09.37

Bu planlanan-gerçekleşen borç tablosunu bir tarafa kaydedelim; nakit hareketine bakalım.

Kasayı temizledi

Hazine’nin en yakın geri ödemesi, 14 Kasım günü 14.7 milyar TL piyasaya, 4.8 milyar TL de kamu kuruluşlarına geri ödemesi (itfa) vardı.

12-13 Kasımda yapılan 0.8 milyar TL’lik toplam borçlanma ile piyasaya yapacağı net geri ödeme 13.9 milyar TL olacaktı.

Bunu nereden ödeyecekti? Merkez Bankası’ndaki TL mevduat hesabında bulunan 27.6 milyar TL’lik parasından.

13 Kasım aynı zamanda kamu maaş ödemelerinin kamu bankalarına aktarıldığı bir gün; böylece Hazine’nin hesabından 12.4 milyar TL azalış oldu.

14 Kasım günü de borçlanma-geri ödeme farkı olan 13.9 milyar TL’nin ödemesi yapıldı.

Merkez Bankası’ndaki mevduat hesabından 8.2 milyar TL kullanırıken,  arda kalan tutar için de 1.5 milyar dolarlık dövizini Merkez Bankası’na bozdurmuş.

Hazine’nin TL hesabında kalan sadece 6.5 milyar TL.

9 Kasım’da uygulamaya konulan “operasyonla”; ihale iptalleri, kalan ihalelerin de en düşük satıştan yapılması, Hazine’nin nakit varlıklarının eritilmesi ile sonuçlandı.

Ne için?

Hazine eliyle faizleri düşürmek için.

Düştü mü? Evet düştü ama “atılan taş” kadar değil.

İzleyen aylarda gelir tahsilatı ya düşük olursa? Ne yapacaksınız?

9 Kasım’daki ihale iptallerine dair açıklama henüz yokken 5 yıllık tahvil faizi yüzde 18.26 geçiyordu. Öğlen saatlerinde iptal açıklaması gelince yüzde 17.24’le kapandı.

12 Kasım günü ihale öncesi yine yüzde 18.43’le işlemler geçerken, ihalede sonuç az bir satışla yüzde 17.67’lik ortalama faizle satış gerçekleşti. Piyasada da akşam 16.78’le kapandı.

Bu yazının yazıldığı 15 Kasım günü yüzde 16.58’le kapadı.

Özetle bu operasyonla “toplam kazanç” 1.68 puan oldu; şimdilik.

10 Fon yöneticisine; “sürekli borçlanma ihtiyacınızın olduğu yerde, kasanızdaki bir miktar nakdi sıfırlayarak borçlanma faizinde kısa süreli bir faiz maliyeti düşüşü çabasına girip risk alır mısınız?” diye sorsanız; büyük bölümü “hayır” der.

Ödemeler dengesi krizine giren bir ülkede en son yapılacak iş bu tür bir zorlama faiz operasyonu olmalıydı.

Ne için yapılmıştı bu? Hazine az borçlanıp piyasada para bırakacak, bankalar da bunu kredi olarak müşterilerine verecekmiş! Gerçekten de ekonomiyi yönetenler bunun bir simulasyon olduğunu, “SimFinans” oynadıklarını mı sanıyorlar?

Ayrıntısını bilmeyenlere “faiz düştü” hikayesi gayet hoş gelir. Ama bu faiz nasıl düştü?

İki banka ile ihale faizi belirlendi

İptal edilen ihalelerden sonra, yapılan ihalelerde de satışın çok düşük olması dikkate değer.

Malum, Hazine ihalelerinde bankalar teklif verir. Ne kadar miktar almak istiyorlar, bunu da hangi faizden almak istediklerini “teklif atarak” Hazine’ye geçerler. Piyasa yapıcısı niteliği olan bankaların avantajı ise “rekabetçi olmayan teklif” (ROT) atabilmelerindedir. Yani, özetle “bu ihaleden şu kadar miktarı, ihalede oluşacak ortalama faiz üzerinden almak istiyorum” derler.

Hazine, ihalede çoğunlukla;

1. İhale yöntemi ile gelen teklifleri sıralayarak, ama ihtiyacını da karşılayacak bir satış miktarına ulaşınca, o yerden keserek,

2. İhalede oluşan ortalama faiz üzerinden “rekabetçi olmayan teklifleri” karşılayarak yani ROT’tan satış yaparak borçlanmasını tamamlar.

3. Kamu kuruluşları, büyük bölümü İşsizlik Sigortası Fonu’dur; ROT üzerinden tahvil satın alır.

9 Kasım’da ilan edilen ihalelerin 3’ü iptal edilerek 12-13 Kasım’da yapılanlarda da çok düşük satış yapılarak yapay faiz düşürme operasyonu yapıldığını yukarıda anlatmıştım.

İkinci yapay durum da ihalelerde gerçekleşti.

Örneğin 5 yıllık tahvil ihalesinde 11 banka teklif verirken, satış düşük tutularak 2 bankanın teklifinden gelen faiz, ortalama faiz olarak gerçekleşti. O da yüzde 17.67 oldu.  İhale sonucundan da görülüyor: biri yüzde 17.50 teklif etmiş, diğeri 17.85 Belli ki miktar da eşit olduğundan ortalama faiz yüzde 17.67 olmuş.

Oysa gelen rekabetçi tekliflerin ortalama faizi yüzde 18.14’te. Buradan da şu akla geliyor; en düşük teklifi veren iki banka büyük bir olasılıkla kamu bankası olabilir mi? Yani ihaleye “çalışılmış” olabilir mi?

İhale için son teklif verme saatinin 13.30 olduğu hesaba katılırsa;

ihalenin yapıldığı 12 Kasım günü yüzde 18.43’le açılan işlemler, saat 12.30’a kadar 18.43-18.41 aralığında seyrediyor. Saat 13.00’te yüzde 17.97 görülüyor. İhale sonucu gelince de yüzde 17’nin altına düşüyor. Kapanış ise yüzde 16.78’den oluyor.

Tekrar hatırlatalım: iki bankanın ihaleye teklifi yüzde 17.50 ile yüzde 17.85

Buna piyasa dışı fiyat deniyor.

Oysa 13.25’te geçen fiyat yüzde 17.97

Hani çok almak isteyen bir oyuncu olsaydı; ihaleye girmeden ikincil piyasadan bunu alabilme olanağı vardı.

Hazine ihalelerinde “uçuk fiyat” yüksek faiz bandında olur; piyasa faizinin çok üzerinde teklif atan bankalar “bottom fishing” denilen “oltalama” peşinde koşabilirler.

Bu kadar dalgalanmanın ortasında piyasa faizinin yarım puan altından ihaleye teklif atan banka uzmanı bilgisiz değilse “dersine çalışmış” olmalıdır.

iki bankanın attığı “düşüğün düşüğü” faiz teklifi ile ortalama belirlenmiş oldu; bununla da “ben ortalamadan almak istiyorum” diyen 900 milyon TL’lik alıcının faizi belirlendi.

900 milyon TL’lik alıcının faizini 78 milyon TL’lik alış yapan iki banka belirledi.

Buna “dibe çekme” dense yeridir.

Hazine böylece bu ihalede ortalamadan teklif atanlara ve gelecekte teklif atacaklara şaşırtıcı bir “tokat” atmış oldu.

Sonraki ihalelerde, Hazine’nin ihtiyacı olduğunda ki olacak; kaçınma nedeniyle daha yüksek bir bedel Hazine’ye mal olacak.

Ekran Resmi 2018-11-15 16.49.01.png

Bu filmin  eski bir versiyonunu 1994’te izlemiştim. Hem de içinde bulunarak.

Büyük bedeller ödenmişti.

İktisat profesörü bir başbakan, kendine ve herkese çok büyük bir “ekonomi dersini” Türkiye’ye pahalıya mal ederek vermişti. İhale iptal ederek faiz düşürebileceğini sanmıştı.

Şimdi de korkarım, masabaşı bir simülasyon zannedilen kamu finansmanı bıçak sırtı bir eşiğe doğru sürülüyor.

Uğur Gürses

 

cropped-20708353_251044232081771_6369633781164818234_n-1.jpg